ABDEST

ENGLISH

Imamet
Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha
Zuhur
Rec'at
Kiyamet
Kerbela
Namaz
Abdest

الْلَهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ وَاَلِ مُحَمَّدْ وَعَجِّلْ فَرَجَهُمْ وَالْعَنْ أَعْدَائَهُمْ

Allahın Resulu Salallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem bir yahudi aliminin sorularına şöyle cevap verdi : Benim ümmetime (abdesten önce) gargara etmek (ağzı üç defa çalkalamak) sünnet oldu ki, kalbleri haramdan temiz olsun ve istinşaq (burnuna üç defa su çekmek) sünnet oldu ki, cehennemin kötü ve pis kokusu ona haram olsun. Yahudi arzetti: Doğru dedin, Ey Muhammed! peki abdest alanın mükafatı nedir? Allahın Resulu Salallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem buyurdu: Şeytan birinci kez oldu ki, suya dokunmadı ki, ondan uzak olmak için. Öyle ki, (bir şahıs) mezmeze ederse, yüce Allah onun kalbini ve dilini hikmetle (ilimle) nurlandırır, öyle ki, istinşaq ederse, yüce Allah cehennemden ona aman verir ve ona cennet iyiliğini rızk olarak verir ve öyle ki, yüzünü yıkarsa yüce Allah onun yüzünü ak eder. öyle bir günde ki, bazi yüzler ak olur ve bazı yüzler de siyahlaşır. Ve öyle ki, 2 kolunu dirseklerden başlayarak yıkarsa, yüce Allah cehennem zincirlerini ona haram eder. Ve öyle ki, başının üzerine mesh çekerse, yüce Allah da onun günahlarını siler. Ve öyle ki, ayaklarına mesh çekerse, yüce Allah ona sirat köprüsünden geçmeye icaze (izin) verer, o günde ki, ayaklar o köprüde titremez."

Abdestte yüzü ve elleri yıkamak, başın ön kısmını ve ayakların üzerini meshetmek farzdır.

Yüzü, uzunlamasına, alnın yukarısından yani saçların bittiği yerden çenenin sonuna kadar yıkamak gerekir. Enine ise orta parmakla başparmağın arası kadar yıkanması gereklidir. Eğer bu miktardan az bir kısım bile yıkanmazsa, abdest batıl olur. Bu miktarın tamamen yıkandığından kesin olarak emin olmak için belirlenen miktardan biraz fazla bir alan yıkanmalıdır.

Yüzü veya eli, normal insanlardan daha küçük veya daha büyük olan kimse, normal halkın nereye kadar yıkadığına dikkat etmeli ve o miktarı yıkamalıdır. Yine alnında saç biten veya başının ön tarafında saçı olmayan kimse normal miktarda alnını yıkar.

Kaşlarında, göz kenarlarında ve dudaklarında suyun geçmesini engelleyecek kir veya başka bir şey olduğuna ihtimal veren kimse, ancak bu ihtimali halka göre yerinde bir ihtimal olursa, abdestten önce var olması muhtemel olan engeli gidermek amacıyla araştırmalıdır.

[Sakal seyrek olunca yani] yüzün derisi sakalın arasından görünürse, suyu deriye ulaştırmak gerekir. [Sakal sık ise yani deri] görünmüyorsa altına su ulaştırmak gerekmez; bu durumda sakalı yıkamak yeterlidir.

Sakalın arasından derinin görünüp görünmediğin-de şüphe eden kimse, farz ihtiyat gereği hem sakalı yıkamalı ve hem de suyu deriye ulaştırmalıdır.

Burunun içini ve kapatıldığında göz ve dudağın görünmeyen miktarını yıkamak farz değildir. Ancak yıkanması gereken yerlerin tamamen yıkandığından emin olmak amacıyla bunlardan bir miktarını yıkamak farzdır. Bu miktarın yıkanmasının gerekli olduğunu bilmeyen kimse, şimdiye kadar almış olduğu abdestlerde bu miktarı yıkayıp yıkamadığını bilemezse, geçmişte kıldığı namazlar sahihtir. Bir sonraki namaz için abdest alması da gerekmez.

Yüzü ve elleri yukarıdan aşağıya doğru yıkamak gerekir; eğer aşağıdan yukarıya doğru yıkanırsa, alınan ab-dest batıldır.

Eğer elini ıslatıp yüzüne ve kollarına sürerse, elindeki ıslaklık bu sürülmeyle azalar üzerinde biraz su akmasını sağlayacak kadar olursa, yeterlidir. Suyun onların üzerinden akacak kadar olmasına gerek yoktur.

Yüzü yıkadıktan sonra sağ eli, daha sonra sol eli dirseklerden parmakların ucuna kadar yıkamak gerekir.

Dirseklerin kesin olarak yıkandığından emin olmak amacıyla, dirseklerin biraz üstünü de yıkamak gerekir.

Yüzünü yıkamadan önce ellerini bileklerine kadar yıkayan kimse, abdest alırken dirsekten parmak uçlarına kadar yıkamalıdır; eğer yalnızca bileklerine kadar yıkarsa abdesti batıl olur.

Abdestte yüzü ve elleri bir kez yıkamak farz, iki kez yıkamak müstehap, üç kez ve daha fazlası haramdır. Birinci defa yıkamak, abdest kastıyla yüz ve koluna döktüğü su, onun tamamını kapsadığı ve hiçbir ihtiyat yeri kalmadığı zaman tamam olur. Dolayısıyla birinci defayı yıkamak kastıyla, on defa bile yüzüne su dökerse sakıncası yoktur. Buna göre yüzün tamamını birkaç defa yıkayıp sonuncusunda abdest niyetiyle yıkamayı kastedebilir. Fakat ikinci yıkamada niyetin gerekli olduğu görüşü sakıncasız değildir. İhtiyaten farz olarak birinci yıkamadan sonra, yüzü ve kolları abdest kastı olmasa bile bir defadan fazla yıkamamalıdır.

Her iki kol yıkandıktan sonra elde kalan abdest suyunun ıslaklığı ile başın üstü mesh edilmelidir; sağ el ile ve yukardan aşağıya doğru meshetmek ihtiyaten müstehaptır.

Başın dört kısmından alın hizasına düşen kısmı, mesh yeridir. Bu kısmın her bir tarafı, ne ölçüde mesh edilirse edilsin yeterlidir. Ancak bu meshin uzunluğunun bir parmak boyu, genişliğinin ise kapalı üç parmak eninde olması müstehap ihtiyata uygundur.

Başın üzerine yapılan meshin deri üzerinden olması gerekmez; başın ön kısmındaki saçların üzerinden de olsa sahihtir; ama başının ön tarafındaki saçları, tarandığında yüzünün üzerine dökülecek veya başının diğer taraflarına ulaşacak kadar uzun olan kimse saçlarının dibine veya saçlarını aralayarak başın derisine meshetmelidir. Eğer yüzüne sarkan saçlarını veya başının diğer taraflarına dağılmış olan saçlarını başının üstünde topak yapsa ve onların üzerine mesh ederse yahut da başının diğer yerlerine ait olup ön tarafına gelmiş saçların üzerine mesh ederse abdest batıl olur.

Baş mesh edildikten sonra elde kalan abdest suyunun ıslaklığı ile ayakların üzeri parmakların birinin ucundan ayak üzerindeki çıkıntıya kadar mesh edilmelidir. Sağ el ile sağ ayağı ve sol el ile de sol ayağı meshetmek ihtiyaten müstehaptır.

Ayağa yapılan meshin genişliği ne kadar olursa olsun yeterlidir; ama daha iyisi hatta ihtiyata en uygun olanı, elin iç kısmının bütünüyle ayağın üzerini mesh yapmaktır.

Ayağa mesh ederken eli parmak uçlarına bırakması sonrada elini çekmesi gerekmez. Elin hepsini ayak üzerine koymak ve biraz çekmek sahihtir.

Baş ve ayağa mesh ederken elleri onlar üzerine çekmek gerekir. Ellerini sabit tutar baş ve ayağını hareket ettirir ve onları ellerine çekerse, abdest batıldır. Ancak elleri çekerken baş veya ayağın birazcık hareket etmesinin sakıncası yoktur.

Mesh edilecek yerin kuru olması gerekir. El ıslaklığının onda etki etmeyeceği ve belirginleşmeyeceği kadar ıslak olursa mesh batıldır. Ancak ıslaklık elin rutubetinde yok olup gidecek kadar az olursa sakıncası yoktur.

Meshetmek için elin içinde ıslaklık kalmamışsa, dışarıdaki su ile el ıslatılarak meshedilmez; bu durumda sakalında bulunan rutubetle elini ıslatarak meshetmeldir. Sakaldan başka bir yerden ıslaklık alıp meshetmek sakıncalıdır.

Eğer elinin içindeki ıslaklık yalnızca başını mesh edecek kadar ise, o ıslaklıkla başını meshetmesi ihtiyaten farzdır. Ayaklarını meshetmek için de sakalının ıslaklığından rutubet almalıdır.

Çorap ve ayakkabı üzerinden meshetmek batıldır; ama şiddetli soğuk, hırsız ve yırtıcı havyan tehlikesi ve benzeri şeyler nedeniyle ayakkabı ve çorabını çıkaramazsa çorap ve ayakkabısının üzerinden meshetmeli ve teyemmüm de almalıdır. Ama takiyye söz konusu olursa, çorap ve ayakkabıya meshetmek yeterlidir.

Ayağın üzeri necis olur ve mesh için yıkanamazsa, teyemmüm edilmelidir.

ABDESTİN ŞARTLARI

Abdestin sahih olmasının birkaç şartı vardır:

1) Abdestin suyu, pak olmalıdır. Ayrıca bir görüşe göre de, şer’i açıdan pak olsa bile, eti helal hayvanın bevli, pak olan murdarın eti ve yara iltihabı gibi insanın tiksindiği şeylerle de karışık olmamalıdır. Bu görüş ihtiyata uygundur.

2) Su, mutlak olmalıdır.

Necis su ve muzaf su ile alınan abdest insan, suyun necis veya muzaf olduğunu bilmese yahut unutsa bile batıldır. Eğer o abdestle namaz da kılmışsa, o namazı sahih abdestle yenilemesi gerekir.

Eğer, abdest alması için çamurlu muzaf sudan başka bir su olmaz ve namazın vakti de dar olursa teyemmüm etmeli; eğer vakit genişse, suyun durulmasını beklemeli veya bir şey vesilesiyle durultmalı ve daha sonra abdest almalıdır. Elbette çamurla karışmış su, artık ona su denilmezse muzaf olur.

3) Abdest suyu mubah (=gasp edilmemiş) olmalıdır.

Gasp edilmiş veya sahibinin razı olup olmadığı belli olmayan su ile abdest almak haram ve batıldır. Aynı şekilde abdestin suyu yüz ve ellerden gasp olan bir yere dökülür veya abdest aldığı yer gasp olursa, o yerden gayrisinde abdest alma imkânı yoksa görevi teyemmüm etmektir. Ayrı bir yerde abdest alabilmesi mümkünse gasp edilmeyen yerde abdest almalıdır. Bununla birlikte eğer, her iki taktirde de günah işleyip orada abdest alırsa, abdesti sahihtir.

İnsanın, herkes için mi yoksa sadece o medrese-nin talebeleri için mi vakfedildiğini bilmediği bir merde-senin havuzundan abdest almasının eğer genelde halk o havuzdan abdest alıyorsa, sakıncası yoktur.

Bir kimse, namaz kılmak istemediği bir caminin havuzunun bütün halk için mi yoksa sadece orada namaz kılanlar için mi vakfedildiğini bilmezse, o havuzdan abdest alamaz. Ancak genelde orada namaz kılmak istemeyen kimseler de o havuzdan abdest alıyorlarsa, o havuzdan ab-dest alabilir.

Hanların, otellerin ve benzeri yerlerin havuzlarından mezkûr yerlerde kalmayan insanların abdest almaları, ancak genelde buralarda oturmayan kimselerin de abdest alması ve birinin onu engellememesi durumunda, sahih olur.

Akıl sahiplerinin abdest almanın caiz olduğuna hükmettikleri nehirlerden abdest almanın sakıncası yoktur. Sahibinin büyük ya küçük olması veya sahibinin razı olduğunun bilinmesi gerekmez. Hatta sahibi abdest alınmasına izin vermez veya insan sahibinin razı olmadığını bilse ya da sahibi deli veya çocuk olsa bile suyu kullanmak caizdir.

Bir suyun gasp edilmiş olduğu unutularak onunla abdest alınırsa sahihtir. Ama kendisi suyu gasp eder ve gasp edildiğini unutarak abdest alırsa abdesti sakıncalıdır.

Abdest suyu onun malı olur ama gasp edilmiş kapta olursa, ondan başka da suyu olmazsa; bu surette şer’i şekilde başka bir kaba boşaltması mümkünse, bu işlemi yaparak abdest almalıdır. Mümkün değilse teyemmüm etmelidir. Başka bir suyu olursa onunla abdest almalıdır. Her iki surette de muhalefet ederek gasp edilmiş kapta abdest alırsa abdesti sahihtir.

Bir tuğlası veya bir taşı gasp olan bir havuzdan su almak, örfün nazarında o tuğla ve taşta tasarruf etmek sayılmazsa, onda abdest almanın sakıncası yoktur. Tasarruf etmek sayıldığı taktirde de, ondan su almak haramdır ama abdesti sahihtir.

Ehlibeyt İmamlarından veya imam zadelerden birine ait olan avluda (ki önceden mezarlık imiş) havuz yaparlar veya ırmak akıtılırsa, eğer o avlunun mezarlık için vakfedildiği bilinmezse, o havuz ve ırmakta abdest almanın sakıncası yoktur.

4. Şart) Abdest uzuvları, yıkandığında ve meshedilir-ken temiz olmalıdır. Abdest halinde yıkamadan veya meshetmeden önde temizleyebilir. Kür ve benzeri suyla yıkanırsa, yıkamadan önce temizlemeye gerek yoktur.

Abdest tamamlanmadan önce yıkanılan veya meshedilen bir yer necis olursa, abdest sahihtir.

Bedenin abdest organlarından başka bir yeri necis olursa, abdest sahihtir. Ama, idrar veya dışkı mahalli yıkanmamışsa, ilk önce onun temizlenmesi ve daha sonra abdest alınması ihtiyaten müstehaptır.

Abdest uzuvlarından biri necis olursa ve abdest-ten sonra, abdestten önce orayı yıkayıp yıkamadığı hususunda şüphe ederse, abdesti sahihtir. Ama necis olan yeri yıkaması gerekir.

Yüzde ve ellerde kanaması durmayan ve sudan da zarar görmeyen kesiklik veya bir yara olursa, tertib üzere o uzvun sağlam yerlerini yıkadıktan sonra kesik veya yara olan yeri kür veya akar suya daldırıp kanı kesilinceye kadar sıkmalı ve onun üzerinden su akması için suyun altında yukarıdan aşağıya doğru parmağıyla yarayı veya kesiği sıvazlamalıdır, sonra da yaranın aşağı kısmını yıkamalıdır. Böylece alınan abdest sahihtir.

5. Şart) Abdest ve namaz için yeterli vakit olmalıdır.

Vakit öylesine dar olur ki, abdest alındığı takdirde namazın hepsi veya bir miktarı vakit dışında kalacak olursa, teyemmüm edilmeli; ama teyemmüm ve abdest için aynı ölçüde vakit gerekiyorsa abdest alınmalıdır.

Namaz vaktinin darlığı yüzünden teyemmüm etmesi gereken kimse kurbet kastıyla veya Kurân okumak gibi müstehap bir amel için abdest alırsa, abdesti sahihtir. Aynı şekilde o namazı kılmak için abdest almış olursa hüküm aynıdır. Ama kurbet kastı onun için hasıl olmamışsa hüküm değişir.

6. Şart) Abdest, kurbet kastıyla yani Âlemlerin Rabbinin emrini yerine getirmek için alınmalıdır. Serinlemek için veya başka bir amaçla abdest alınırsa batıldır.

Abdestin niyetini diliyle söylemesi veya kalbinden geçirmesi gerekmez. Abdestin bütün işlerini Allah’ın emrini yerine getirmek için yaparsa kifayet eder.

7. Şart) Abdest, söylenen tertip üzerine alınmalıdır. Şöyle ki; önce yüz, sonra sağ kol, sonra sol kol yıkanmalı ve ondan sonra baş, sonra da ayaklar mesh edilmelidir. Müstehap ihtiyat gereği ayakların ikisini de aynı anda mes-hetmemelidir. Sol ayağı sağ ayaktan sonra meshetmelidir.

8. Şart)Abdest amelleri aralıksız ve peş peşe yapılmalıdır.

Abdest işleri arasında, halkın nazarında peş peşe sayılmayacak kadar ara verirse, abdest batıl olur. Ama insan için unutmak veya suyun bitmesi gibi bir mazereti olduğunda, peş peşe olması şart değildir. Evet, bir yer yıkanmak veya meshedilmek istenildiğinde ondan önce yıkanan veya meshedilen yerlerin ıslaklığı kuruyacak kadar ara verilirse, abdest batıldır. Fakat yalnızca yıkanmak veya meshedilmek istenen organdan önceki yerin ıslaklığı kurursa, meselâ, sol kol yıkanırken sağ kolun ıslaklığı kurur da yüzün ıslaklığı kalırsa, abdest sahihtir.

Abdest gerekleri aralıksız yapıldığı hâlde, hava-nın sıcaklığı veya beden ısısının fazla olması ve benzeri sebeplerden dolayı önceki yerlerin ıslaklığı kurursa, abdest sahihtir.

Abdest arasında yürümenin sakıncası yoktur. Şu halde yüz ve kollar yıkandıktan sonra birkaç adım atılır ve sonra baş ve ayak mesh edilirse, abdest sahihtir.

9. Şart) Yüz ile kolların yıkamasını ve baş ile ayakların mes-hini insanın kendisi yapmalıdır. Başka biri insana abdest aldırırsa veya suyu yüzüne ve kollarına ulaştırmasında, baş ve ayaklarını meshetmesinde yardımcı olursa, abdest batıldır.

Kendisi abdest alamayan kimse, yıkama ve meshetme işini ikisi ortaklaşa yapsalar bile, başkasından yardım almalıdır. Yardımcı ücret ister ve buna da gücü olursa ve durumunda da zarar vermezse ödemesi gerekir. Ama niyeti kendi yapmalı kendi eliyle meshetmelidir. Eğer kendisinin de katılması mümkün olmazsa, başkasından ona abdest aldırmasını istemelidir. Bu durumda abdest niyetini ihtiyaten farz olarak her ikisi de yapmalıdır. Kendisinin meshetmesi mümkün değilse, yardımcısı onun elinden tutarak meshedilmesi gereken yerlere çekmelidir. Eğer bu da mümkün değilse yardımcısı onun elindeki ıslaklıktan alarak başını ve ayaklarını meshetmelidir.

Abdestin amellerinden hangisini tek başına yapabiliyorsa onu kendisi yapmalı ve yardım almamalıdır.

10. Şart) Su kullanmanın abdest alan için bir sakıncası olmamalıdır.

Abdest aldığında hastalanacağından veya suyu ab-deste harcadığı takdirde, susuz kalacağından korkan kimse, abdest almamalıdır. Suyun kendisine zarar vereceğini bilmeyip abdest alır ve sonra da zararlı olduğunu anlarsa ab-desti batıldır.

Abdestin sahih olacağı miktarda az bir suyla yüzünü ve ellerini yıkadığında zararı olmaz da ondan fazlasının zararı olursa, o miktar suyla abdest almalıdır.

11. Şart) Abdest organlarında suyun bedene ulaşmasını önleyecek bir engel bulunmamalıdır.

Abdest organlarına bir şeyin yapıştığı bilinir ama onun, suyun ulaşmasına engel olup olmadığında şüpheye düşülürse, o şey giderilmeli veya suyun, onun altına geçmesi sağlanmalıdır.

Eğer tırnağın altı kirli olursa, alınan abdestin sakıncası yoktur. Ama tırnak kesilirse, abdest için kirlerin temizlenmesi gerekir. Yine eğer tırnak normalden uzun olursa, normalden fazlanın altındaki kirlerin temizlenmesi gerekir.

Yüzde, ellerde, başın ön kısmında ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa, onun üzerinin yıkanması veya üzerinin mesh edilmesi yeterlidir. Şişkinlik delinse bile, suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. Hatta derinin bir kısmı kopsa bile, suyu kopmayan kısmın altına ulaştırmak gerekmez. Ancak soyulmuş deri, bazen bedene yapışıyor bazen ayrılıyorsa, koparılmalı veya altına su ulaştırılmalıdır.

İnsan, abdest organlarına bir şeyin yapışıp yapışmadığından şüphe ederse, verdiği ihtimal halkın nazarında yerinde bir ihtimal sayılırsa -meselâ, çamurla uğraştıktan sonra çamurun eline yapışıp yapışmadığından şüpheye düşerse- organlarını incelemeli ve yahut giderildiğine veya suyun onun altına ulaştığına dair kanaat hâsıl oluncaya kadar eliyle sürtmelidir.

Yıkanması ve meshedilmesi gereken bir yer, her ne kadar kirli olursa olsun, kir suyun organa ulaşmasına engel olmazsa sakıncası yoktur; yine badana ve benzeri işlerden sonra el üzerinde kalan ve suyun deriye geçmesine engel olmayan beyazlıklar da sakıncasızdır. Ama bunların bulunmasıyla, suyun organa ulaşıp ulaşmadığı hususunda şüpheye düşülürse, onların temizlenmesi gerekir.

Abdestten önce, abdest organlarının bazısında suyun ulaşmasını önleyecek bir engelin olduğunu bilir ve abdestten sonra da, abdest anında suyu oraya ulaştırıp ulaştırmadığı hakkında şüphe ederse, abdesti sahihtir.

Abdest organlarının bazısında, suyun bazen kendiliğinden altına geçtiği bazen geçmediği bir engel bulunur ve insan, abdestten sonra onun altına suyun ulaşıp ulaşmadığı hakkında şüpheye düşerse, abdest alırken suyun onun altına geçmesinin farkında olmadığını bilirse, müstehap ihtiyata göre, abdestini yenilemesi gerekir.

Abdestten sonra, abdest organlarında suyun geçmesini önleyecek bir engel olduğunu görür ve abdest zamanı mı, yoksa abdest sonrası mı bulunduğunu bilmezse, abdesti sahihtir. Ama abdest zamanı o engelin farkında olmadığını bilirse, müstehap ihtiyat gereği yeniden abdest almalıdır.

Abdestten sonra, abdest organlarında suyun geçmesini önleyecek bir engelin olup olmadığı hakkında şüpheye düşülürse, abdest sahihtir.

Maide 6 : "Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınızı ve ayaklarınızı mesh edin."

"Kim abdest alır ve abdestini güzel yaparsa hataları vücudundan tırnak diplerine varıncaya kadar çıkar, dökülür."

"Kim abdestli olduğu halde abdest tazelerse, Allah bu sebeple kendisine on misli sevap yazar."

"Namazın başlangıcı abdesttir."

"Namaz üçtür. Üçten biri paklık, üçten biri ruku, üçten biri secdedir."

"Namazın farzları şunlardır : Vakit, paklık, kıble, dikkat, ruku, secdeler ve dua."

"Hakikaten bir meyyite kılınan namazı abdest almadan kılmaya ona göre icaze vermişik ki, o namazda ruku ve secdeler yoktur. Hakikaten abdest o namaz vacip olur ki, onda ruku ve secdeler var."

"Kim ki, başına mesh çekmeyi veya 2 ayaklarının üzerine mesh çekmeyi ve ya abdesten bir şeyi unutsa, hangisi ki o şey hakkında Allah Kur'an-da zikr etmiş, o kimse gerek abdesti yeniden alsın ve namazı tekrardan kılsın."

"Eğer namazda Aklına gelse ki, Abdesten sana farz olan şeylardan bir şeyi terk etmişsin , namazdan çık (yani namazı boz) ve Abdesten unutduğun şeyi tamamladıktan sonra namazını tekrar kıl."

"Öyle ki, namazın vakti oldumu oldu paklık ve namaz kılmak vacip olur ve paklık olmadan kılınan namaz, namaz değildir."

"Kim ki, istek (ihtiyac, iş) talep etse ve abdestsiz şekilde o işin üzerine gitse, eğer isteği yerine gelmezse, kendisinden başka hiç kimseyi kınamasın."

" Hakikaten ben çok teccüp ediyorum o kimseye ki, bir işe başlaya (ve ya işin peşice gide) ve bu halde de abdestli ola, nasıl ola bilir ki, onun haceti yerine gelmesin."

"Abdest üstünden abdest (almak) nur üstünden nurdur."

"Kim taharetli uyusa sanki geceyi uyanık kalıp (ibadetle) geçirmiş gibidir."

"Tahareti çoğalt ki, Allah ömrünü artırsın, eğer yapabilirsen gece ve gündüz teharetli olmalısın. Bu işi öyle yaptığın an hakikaten sen taharetli olduğun halde ölsen şehid gibi ölürsün."

Abdestsiz Kur'an okuyan birinin hükmü hakkında kurban olduğum İmam Cafer Sadık Aleyhisselam'dan soruldu. Buyurdu: "Sakıncası yoktur, amma yazıya elini dokundursa."

Allahın Resulu Salallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Saqafi adlı kişiye (ağzını açıb) sormadan evvel şöyle buyurmuştur : "Sen hakiketen gelmişsin ki, benden abdestin ve namazın hakkında sorasın ve hem de gelmişsin sorasın ki, bunların ikisinde senin için neler var (yani ne savap var) öyle deyil mi? Öyle ise bil öğren hakikaten öyle ki, sen elini suya vurub “Bismillahir Rahmanir Rahim” dedinse onda ellerinle kazandığın günahlar dökülecektir. Ve öyle ki, sen yüzünü yıkadın onda gözlerinin bakışlarıyla kazandığın günahlar dökülecektir. Bu dediklerim senin abdestinin sevabı hakkındadır. Ve öyle ki, sen namaz kılmak için durdun ve dikkatini cem ettinse (kible tarafa) ve Fatiha (suresi) okudunsa ve öylece de sana kolay olan surelerden okudunsa, sonra ruku etdinse ve rukunu, secdeni tamam etdinse ve teşehhüd dedinse ve selam verdinse, senin bütün günahların Allah tarafindan bağışlanacakdır. O, günahlar ki, kıldığın namazla ondan evvelki namazının arasında kazanmışsın. Ve bu da senin namazının sevabı hakkında olan cevap."

" İmam Sadık Aleyhisselam buyurdu: "Öyle olur ki, bir kişi 60 ve ya 70 yaşına gelmiş, ama yüce Allahu Teala ondan hiç bir namazı kabul etmemiştir." Dedim: Bu nasıl olur? İmam Aleyhisselam buyurdu : "Çünkü (abdestte) Allahu Teala mesh etmeye emrettiği yerleri yıkardı."

İmam Sadık Aleyhisselam buyurdu: "Hakikaten Allahın kitabında (olan abdest hükmünde ayakların hükmü) meshdir, lakin insanların çoğu (bu hükümden) yüz çevirerek ayakları yıkamaktan hoşlanırlar."

Hazreti Ali Aleyhisselam buyurdu : "Kur'an-da, (abdest alarken) ayaklar için mesh etmek hükmünden başka hüküm nazil olmamışdır."

Şeyh Kuleyni'den, İmam Sadık aleyhisselam şöyle sordular bir kişinin yanında bir avuç su varsa ve namaz vakti de gelmiş ise bu şahıs ne yapmalıdır? İmam Sadık aleyhisselam şöyle buyurdu; "Onu üç kısıma ayırsın: üçte birini yüzü için, üçte birini sağ kolu için, üçte birini de sol kolu için kullansın ve ellerinin ıslaklığı ile başın ve ayaklarının üzerine mesh çeksin."

"Hakikaten abdestin Yüce Allah'ın koyduğu haberleri ölçüleri(sınırları) vardır. ( Bunun sebebi şudur ki) Allah O’na itaat edeni de O’na günahkar olanı da bilsin (yani ayırt etsin)."

14 Masum Aleyhimusselam Eşittir Ve Tek Nurdur :

Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem ..... Imam Ali Murtaza Aleyhisselam ..... Hazreti Fatima-i Zehra Selamullahi Aleyha ..... Imam Hasan al-Mucteba Aleyhisselam

Imam Hüseyin Seyyidi Suheda Aleyhisselam ..... Imam Aliyen Zeynel Abidin Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Bakir Aleyhisselam ..... Imam Cafer Sadik Aleyhisselam

Imam Musa Kazim Aleyhisselam ..... Imam Ali Riza Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Taki Aleyhisselam ..... Imam Ali Naki Aleyhisselam ..... Imam Hasan Askeri Aleyhisselam

Imam Mehdi Aleyhisselam.