Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha

ENGLISH

Imamet
Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha
Zuhur
Rec'at
Kiyamet
Kerbela
Namaz
Abdest

الْلَهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ وَاَلِ مُحَمَّدْ وَعَجِّلْ فَرَجَهُمْ وَالْعَنْ أَعْدَائَهُمْ

Kevser : "Muhakkak biz sana Kevser'i verdik. Öyleyse Rabb'in için namaz kıl ve kurban kes. Muhakkak ki sonu kesik olan, sana buğzedendir."

Kevser suresinindeki, Peygamber efendimizin Sallallahu Aleyhi Alihi ve Sellem biricik kızı, ilahi kemallerin yeryüzündeki tecellisi, Hasan Aleyhisselam ve Hüseyin'in Aleyhisselam annesi gibi büyük bir insanı anlatmak için hem kelimeler acizdir, hem de normal insani bilgiler buna yetmez.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha ilahi azamet nurundan yaratılmış parlayan bir Venüs gibidir. Yer ve gökyüzü onun varlığı sebebiyle öylesine aydınlanmıştır ki, melekler hemen Allah'a secde ederek o nurun azameti hakkında sormuşlardır. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha sanki yeryüzüne inmiş bir huriydi, Resulullah ne zaman cennet kokusunu özleseydi gidip Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha'yı koklardı.

O ilim irfan, ahlak, cesaret, hitabet, züht, fedakârlık, ibadet ve duada eşsizdi. Hazreti Zehra'nın ilmi, irfani ve diğer üstün boyutlarını anlatmaktan herkes acizdir, Onu sadece Ehlibeyt Aleyhimüsselam ve yüce Allah hakkıyla tanıya bilmişlerdir. Bu yüzden Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha'yı gerçek anlamda tanımanın tek yolu Ehlibeyt Aleyhimüsselam'ın hadislerine müracaat etmektir.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem'in tek ve biricik kızıdır ve bunun delili de Peygamberimizin Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem in İmam Ali Aleyhisselam için buyurduğu şu meşhur hadisi şeriftir :

"Ey İmam Ali Aleyhisselam, Allah Subhanallah Teala sana öyle üç özellik vermiştir ki bu dünyada hiç kimsede bu özellikler yoktur : 1- Sana öyle bir eş vermiştir ki başka hiç kimsenin öyle bir eşi yoktur. 2- Sana öyle iki evlat vermiştir ki başka hiç kimsenin öyle evladı yoktur. 3- Sana öyle bir kayınpeder vermiştir ki, başka hiç kimsenin öyle bir kayınpederi yoktur."

Eğer Peygamberimizin Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem'in başka evladı olsaydı, O başkalarınında kayınpederi olacaktı ama Hadisi Şerif'te buyuruluyorki "Başka hiç kimse senin gibi bir kayınpedere sahip değildir" . Bu durumda bazılarına fazilet vermek için uydurulan yalancı damatların hepsinin çöpe atmak gerekir.

İki âlemin hanımefendisi Fatımat’uz Zehra’nın Selamullahi Aleyha yüce şahsiyetiyle ilgili birçok kitap ve risale yazılmış olması, Müslümanların Peygamberlerinin kızına karşı besledikleri sonsuz sevginin göstergesidir. Yazarların çoğu genelde biyografisini ve kendisine yapılan haksızlıkları kaleme almışlardır. Fakat ne yazık ki hakkında yazılan birçok eser olduğu halde, o yüce hanımın manevi ve irfani yönüne –bu konuda çok fazla hadis olmasına rağmen- gerekli dikkat ve özen gösterilmemiştir.

-*-Ambar’dan nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir: “Bir gün Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha Hz. Ali Aleyhissela'a şöyle buyurdu:

—Gel sana geçmişte olup bitenleri, şuanda yaşananları ve kıyamete kadar neler olacak hepsini anlatayım.” Bu hadisten açıkça Hz. Zehra’ya Selamullahi Aleyha Allah tarafından büyük bir bilginin verildiği anlaşılmaktadır. Öyle ki bazı rivayetlerden bizzat Cebrail’in bunları Hz. Zehra'ya Selamullahi Aleyha anlattığı nakledilmiştir. Hz. Ali de Aleyhisselam bu bilgileri kâğıda dökerdi, İslam literatüründe bu kitabın adı “Fatıma Mushafı” olarak tanınmaktadır. Böylece o yüce hanımın faziletlerinden biride “Muhaddise” olmasıdır.

-*-İbni Abbas'tan naklediliyor: “Ümmü Seleme şöyle dedi: —Resulullah ile evlendiğimde kızının eğitimini ben üstlendim, ancak Allah’a yeminler olsun ki, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha benden daha edepli ve her şeyi çok daha iyi bilendi.”

-*-İmam Hasan Askeri’den Aleyhisselam şöyle nakledilmiştir: “Bir gün bir kadın, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha'nın huzuruna varıp şöyle dedi: Güçsüz bir annem vardır, namazında zor bir meseleyle karşılaştı ve o meseleyi sana sormam için beni huzurunuza gönderdi. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha o meselenin cevabını verdi. O kadın, ikinci kez başka bir mesele sordu. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha yine cevabını verdi. Daha sonra üçüncü bir mesele sordu, böylece sorduğu soruların sayısı onu buldu. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha da hepsine cevap verdi. Sonra o kadın sorunun çok olmasından dolayı utanıp "Sizi daha çok yormayayım" dedi.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha: “Karşılaştığın her soruyu çekinmeden gel sor, ben senin sorularından yorulmam. Eğer bir kimse bir yükü dama çıkarmak için ecir olur ve karşılığında yüz bin dinar alırsa, acaba o iş ona ağır gelir mi ?”

Kadın: “Hayır, ağır gelmez ve o işten yorulmaz” dedi.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha sonra şöyle buyurdular: “Her meselenin cevabına karşılık bana verilen sevap, arası incilerle dolu olan yer ile göklerken daha fazladır. Öyleyse meselelere cevap vermekten hiç yorulur muyum ?”

Babamın şöyle buyurduğunu duydum: “Takipçilerimizden âlim olanlar, kıyamet günü haşr edildiklerinde onlara, çaba, ilim ve halkı hidayet ettikleri miktarınca sevap ve mükâfat verilir; hatta onlardan birine nurdan bir milyon süslü elbiseler verilir. Sonra Rabbimizin münadisi şöyle nida eder: 'Ey İmamlarından ayrı kaldıkları vakit Âl-i Muhammed Aleyhimüsselam yetimlerini düşünenler, onların sorumluluğunu üstlenenler! İşte bunlar sizin öğrencileriniz ve ilminiz sayesinde dinlerini koruyan ve hidayeti bulan yetimlerdir. Dünyada ilminizden yararlandıkları miktarca onlara hediye verin.'

Bunun üzerine ümmetin âlimleri, yetimlerine (takipçilerine) hediye verirler. Hatta onlardan bazılarına yüz bin hediye verecekler. Daha sonra o yetimler de kendi öğrencilerine hediye verecekler. Hediyeler taksim edildikten sonra yüce Allah şöyle buyuracak: 'Yetimleri düşünen âlimlerin hediyelerini bir kat daha artırın' Sonra da: 'İki kat daha artırın, onların takipçilerine de aynı şekilde artırın' diye buyurur."

Daha sonra Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha şöyle buyurdu: “Ey Allah’ın cariyesi, bu hediyelerden bir iplik, güneşin kendisine doğduğu her şeyden bir milyon kez daha üstündür. Çünkü dünyada üstün sayılan şey, gam ve kederle karışmıştır. Ama ahiret nimetlerinin hiçbir noksanı ve lekesi yoktur.”

-*-İmam Bakır Aleyhisselam buyuruyor: “Allah’a andolsun ki, Allah Tebarek ve Teala Onu daha ezeli misakta bilgisizlikten çıkardı ve kadınların müptela olduklarından münezzeh kıldı.”

-*-İmam Hasan Askeri’den Aleyhisselam şöyle nakledilmiştir: “Biri inatçı düşman, diğeri ise mümin olan iki kadın, bir dini meselede ihtilaf edince, ihtilafın çözümü için Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha huzuruna gelip meseleyi Ona anlattılar. Hak mümin kadınla olduğu için Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha delil ve burhan ile onu onayladı ve böylece inatçı düşman kadın yenilgiye uğradı. Mümin kadın buna çok sevindi. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha şöyle buyurdu:

—Allah’ın melekleri, bu galibiyetten dolayı senden daha çok sevindiler. Şeytan (ve takipçilerinin) üzüntüsü de düşman olan kadının üzüntüsünden daha çok oldu.

-*-İmam Hasan Askeri Aleyhisselam daha sonra şöyle buyurdu: “İşte bundan dolayı Allah-u Teala meleklerine şöyle buyurdu: “Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın bu hizmeti karşılığında ona verilen cennet nimetlerini, bir milyon kat artırın ve bu işi, ilmiyle mümin bir kimseyi düşmana galip kıldıran her âlim (ve bilgin) hakkında da yapın; onun da sevabını bir milyon kat artırın.”

-*-Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha hasta yatağındayken, Hz. Ali’ye Aleyhisselam şöyle buyurdu: “ Ey amcaoğlu! Ben hiçbir zaman sana yalan konuşup, hıyanet etmedim ve asla karşı gelmedim.” buna karşılık Hz. Ali de Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Sen Allah hakkında en bilgili, ,iyiliği çokça seven ve en çok sakınansın, seni bana karşı gelmekle asla suçlayamam.” Her kadının eşine itaat etmesi gerekir, bu onun en önemli görevlerinden biridir.

-*-Taberani Aişe’den şöyle naklediliyor: “Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’dan (babası dışında) daha faziletli birini görmedim.”

-*-İbn-i Abdulbir de İbn-i Ebi Umeyr’den söyle naklediyor: “Aişe’nin yanına vararak ona şöyle sordum: insanların içinde Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem en çok kimi severdi? Aişe, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha diye cevap verdi. Peki ya erkeklerden? Diye sordum. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın eşi Ali Aleyhisselam, diye cevap verdi.

-*-Hâkim, Müstedrek-üs Sahihayn'de kendi senediyle Aişe'nin şöyle dediğini nakleder: “Ben, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha kadar konuşma ve sohbetinde Resulullah'a Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem benzeyen birisini daha görmedim. Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha, Resulullah'ın bulunduğu yere geldiğinde, Peygamber ona hoş geldin der, (sonra) yerinden kalkıp Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha'ya doğru gider; elinden tutup öper ve kendi yerinde oturturdu.”

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha geceleri ibadetle geçirdiğini tarihte okumak mümkündür. Ama bu amelin Allah katındaki gerçek değerini, Peygamberden Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem öğrenmek gerekir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

“Kızım Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha geçmiş gelecek bütün kadınlardan üstündür. O vücudumun bir parçasıdır, gözümün nuru ve kalbimin meyvesidir. O benim ruhumdur. O insanlardan olan bir huridir. Rabbinin huzurunda ibadete durduğunda yıldızların yer ehli için parladığı gibi, onun nuru da gökteki melekler için parlar ve yüce Allah meleklerine şöyle hitap eder.

—Ey melekler, bakın benim cariyem (kulum) Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’ya; o benim huzurumda durmuştur, korkudan titriyor; kalbiyle benim ibadetime yönelmiştir. Sizleri şahit kılıyorum ki, ben onun takipçilerini ateşten koruyacağım.”

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha'nın ibadeti hakkında şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah kızım Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın kalbini ve azalarını, imanla öyle doldurmuş ki, Allah'a itaat için kendisini bütün meşguliyetlerden uzak tutmaktadır.”

Adamın birisi hanımını Hazreti Fatıma Selamullahi Aleyha'ya göndererek "Git Resulullah'ın kızına sor ki, acaba ben sizin Şialarınızdan mıyım? dedi. Kadın Hazreti Fatıma Selamullahi Aleyha'ya gelip sorunca, şöyle buyurdu: "Eğer bizim emrettiklerimize amel edip, nehy ettiklerimizden kaçınıyorsa, evet bizim Şialarımızdan (takipçilerimizden) sayılır; yoksa değil." Kadın dönüp kocasına aynen cevabı aktardı. Bu cevabı duyan kocası: "Eyvah!" dedi, kimdir günahtan, hatalardan (tamamen) uzak kalabilen? O halde ben ebedi olarak ateşte kalacağım. Kadın tekrar Hazreti Fatıma Selamullahi Aleyha'ya dönüp kocasının bu tepkisini iletince, Hazreti Fatıma Selamullahi Aleyha bu sefer şu cevabı verdi: "Kocana söyle ki zannettiği gibi de değildir. Bizim (gerçek) Şialarımız cennetin en seçkinlerindendir. Ancak bizi sevip de (her) emir ve nehyimize uymayanlar; onlar bizim (gerçek) Şiamız değillerdir; fakat bununla birlikte yine de temizlendikten sonra cennete gireceklerdir. Şöyle ki; başlarına gelen sıkıntı ve belalarla günahları temizlenir. Bunlarla da temizlenip bitmezse, kıyamet ve mahşer günü arasındaki sıkıntı ve zorluklarla temizlenirler; bununla da bitmezse bu sefer cehennemin üst tabakasında azaplanarak temizlenir ve bilahare Allah Subhanllah Teala bizim muhabbetimiz hürmetine onları cehennemden kurtarır yahut biz onları kendi yanımıza götürürüz."

Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurmaktadır: “Allah Teala’nın hukuku, kulları tarafından eda edilmekten daha büyük, Allah’ın nimetleri de sayılmaktan daha çoktur”

Ayrıca İmam Ali Aleyhisselam şöyle buyurmaktadır: “Allah Teala’nın kulları üzerinde hakkı vardır. Bu da, kulların O’na itaat etmeleridir.”

Allah Teala’nın hakkı büyük ve eda edilecek durumda değilse de Allah Teala’ya itaat ve sorumlulukları yerine getirme uğruna verilen çabalar bir nevi hakkı yerine getirme sayılır. Allah Teala’nın emri olup dinin zaruri hükümlerinden biri olarak farz kıldığı hicap mutlaka korunmalıdır. Allah’ın bu farzının korunması O’na itaat edildiğini gösterir. O’na itaat ise kullarının yerine getirmesi gereken bir hak olarak konulmuştur. İnançlı insanlar genel maslahatlar için değil de güçlüklerine katlanarak ilahi had ve hakkı eda etmelidirler. Öyleyse hicabın hikmeti, kulluğun mahiyetinin ölçülmesi ve kulların itaat etmesidir. Kadınlar, hicabı korumakla, insanlığın ibadetinin asıl mesajının ruhu olan itaati ispat edebilir ve Allah Tealaya itaat edenler zümresine nail olabilirler.

Bir makinenin kolay ve bozulmadan çalışmasını sağlamak için, nasıl sürekli bakımı yapılırsa, insan beyni denilen düşünme mekanizmasının da bakımı sürekli okuma ile olur.

Okunan kitabın çekici olması; şahsın, zekâsına, bilgisine, inançlarına, kültürüne ve değer yargılarına göre değişir. Ama kitabın değerli olup olmayışı tamamıyla, kitabın yazarına ve içeriğine bağlıdır. Bazı kitapları bir kere okumak yeterlidir. Bazı kitaplar ise o kadar değerlidir ki, insan daha çok şey almak için bir kaç kere daha okur.

Düşünün ki elinizde öyle değerli bir kitap var ki, bu kitap yaşam rehberiniz olacak niteliktedir. Her okuyuşunuzda yeni ufuklara kavuşursunuz, yüreğiniz aşkla dolar. Bir ömür okusanız da bitiremeyeceğiniz, yaşamınıza, gönlünüze, ruhunuza hitap etmekle kalmayıp cennetin anahtarını sunar size. Ne yaparsınız? Bu kitabı mutlaka elde eder, gözünüz gibi korur, defalarca okursunuz değil mi? Evet doğrusuda budur zaten.

Bahsedilen kitap, beşerin yazdığı somut bir kitap değildir elbette. Yaşamının her ayrıntısı, gönüllere kazınılması gerekilen Hz. Fatima-ı Zehra Selamullahi Aleyha’dır. O âlemlere nur olarak gönderilen Kur’an’ı kendi yaşamına geçirmiştir. Bir başka deyişle Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha Kur’an’ın pratiğe geçirilmiş hali yani yaşayan Kur’an’dır.

Öyleyse Allah’ın merhametine, sevgisine muhtaç olan bizler, Allah’a götüren rehber olarak Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’yı izlememiz gerekir.

Unutmayalım ki insan sevdiği ile beraberdir ve kıyamette te sevdiği ile haşrolacaktır. Bir kişi bu dünyada kimi severse ona benzemeye çalışır. Kıyafetiyle, davranışlarıyla ve hatta birçok yönden hayranı olduğu kişiyi taklit eder. Sinema artistine hayran olan onun gibi giyinir, onun gibi makyaj yapar ve onun fotoğrafını alır estetikçinin yolunu tutar burnum bunun gibi olsun der. Ya da kuaföre gider saçım bunun gibi olsun der. Onun gibi açık seçik giyinmekte hiçbir yanlışlık görmez, çünkü onu çok sever ve der ki : Herhalde bu çok sevdiğim kişi cehenneme gidecek değildir. Hem gitse bile bende onunla beraber oraya gitmeye hazırım. Sözde onu çok seviyor ya onunla beraber herhere gider.

Halbuki Allah Subhanallah Teala'nın cehennemi de geniştir cennetide. Yaratılan bütün insanlar cehennemi haketse dahi herkese fazla fazla yer vardır kimse merak etmesin. O sebeple kimse düşünmesinki : Canım bu kadar insan hepsi mi cehenneme gidecek? diye. Evet Allah Subhanallah Teala'nın emir ve yasaklarına uymayan herkes cehenneme gidecektir. Kimseye torpil yoktur hiç merak etmeyin.

Eğer bu dünyada herkes Allah Subhanallah Teala'nın emir ve yasaklarına uysaydı bu dünyada öncelikle savaş olmazdı herkes barış içinde yaşardı. Nitekim zuhurda inşallah bütün inananlar barış içinde adil şekilde yaşayacaklar.

Diğer bir taraftan eğer insanlar kılık kıyafette Allah Subhanallah Teala'nın emir ve yasaklarına uysalardı, kadınlar iffetlerini korusalardı ne moda sektörü kalırdı ne kozmetik sektörü. Birçok sektör de iflas ederdi.

İlahi aydınlığa koşmak isteyen kadınların Fatıma’dan daha aydınlık bir nurları yoktur. Onun hayatına baktığımızda kısacık ömründe iman, takva, ilahi aşk ve ilimle; fedakârlık, iffet, mazlumiyet ve sabrın birleştiği mükemmel bir şahsiyetin, asırlara nasıl ders verdiğini görürüz.

Kadının hürmeti ne sadece kendisine hastır, ne kocasına, ne kardeşlerine ve ne de çocuklarına aittir. Bunların tümü razı olsalar dahi Kur’an razı olmaz. Çünkü kadının hürmet ve haysiyeti Allah’ın ait olan hakk şeklinde beyan edilmiştir. Kimse, “Ben hicapsızlığa razı oldum” deme hakkına sahip değildir.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’yı örnek almak, rehber seçmek kolay değildir. Onun taraftarı, takipçisi olabilmek için,

İlk önce onu tanımak gerekir. Zira tanımadığımız birini sevmek kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Onu bir evlat, bir eş, bir ana ve bir mumine olarak tanıyıp idrak etmek ve yaşamımıza geçirmek gerekir.

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’yı anlamadan dinleyenler, onun ismini duyunca ağlayıp sızlarlar ama yaşamlarına da karıştırmazlar. Özlerinde Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’dan bir şey yoktur aslında. Başörtüsünü en ufak bir zorlukta açan bir Müslüman kadın, sizce” Kadının salahı, onun, yabancı bir erkeği görmemesi ve yabancı erkeğinde onu görmemesidir.” diyen ve vefatından sonra bile mübarek vücudunun hatları belli olmasın diye kendisi için Umeys kızı Esma’ya özel tabut hazırlamasını vasiyet eden, Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın iffet ve din anlayışını yeterince kavrayabilmiş midir?

Evini lüks eşyalarla döşeyip, marka düşkünü, bakışlarıyla bile fakirleri ezen bir kadın; yoksulluk içinde ömrünü geçiren, evde çalışmaktan elleri nasırlaşan, kendisi ve çocukları aç iken, evindeki son yiyeceği bile fakirlere veren Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın yaşam felsefesini idrak edebilmiş midir acaba?

Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha taraftarı olabilmek, onu rehber, şefaatçi edinebilmek için herkes kendine bir baksın aynayı kendine çevirip. Acaba kıyamette onun yüzüne utanmadan bakabilecekmiyiz? Evet biz seni sevdik senin emirlerine va yasaklarına uyduk, bize şefaat et diyebilecekmiyiz?

Kalbimizde Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın imanından, ilahi aşkından, yaşamımızda Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın mücadelesinden, ibadetinden, fedakarlığından, iffetinden, merhametinden eser yoksa, çocuklarımızı onun emir ve yasakalarına göre edeplendirmemişsek; başımızda başörtü ama gönlümüzde sefa arzusu, kibir ya da zulme duyarsızlık varsa biz Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha’nın taraftarları değiliz demektir.

Allah’ın kadınlara verdiği en büyük lütuf, şeref ve izzet Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha gibi bir şahsiyetin oluşudur.

Hükümleri yerine getirme zemininde önemli noktalardan biri varlık âleminde her şeyin yerinin gereği gibi tanınabilmesidir. Yeryüzü sisteminde Allah Teala’nın varlığı bütün berraklığıyla aşikârdır. Eşya ve amellerin Allah Teala ile irtibatı açık bir şekilde idrak edilir. Bu irtibat ve varlığı hakkıyla kavranınca, beşerin hayat problemlerinden çoğu çözümlenir. İslami hükümlerin teşriinin hedefi, Allah Teala’ya yaklaşmaktır. Nefsi tezkiye, tezhip ve takva olmadan bu hedefe ulaşılamaz. Zaten Allah Teala bu konuda şöyle buyurmaktadır: Şüphesiz ki Allah katında en şerefliniz, en takvalınızdır.

Bu büyük kadına sarılıp onun değerlerine sahip çıktığımız müddetçe pusulamız hiç şaşmayacaktır. Allah bizleri gerçek Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha taraftarları olmayı ve onun şefaatine nail olmayı nasip etsin. AMİN.

Hicap kelimesi lügat olarak farklı anlamlar taşımaktadır. Ancak, müfessirler ve Müslüman alimler nezdinde hicap, sadece kadınların örtünmesi anlamında kullanılır. Hicap iffetin meyvesi, iffet ise hicabın temelidir.

Kur’an-ı Kerim’de, hicabın sebep ve felsefesini şöyle zikredilir: ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ

“Onların tanınması ve incitilmemesi için en elverişli olan budur”

Konuyu biraz irdelersek şu neticeye varırız;

A) Müslüman kadının şahsiyet ve hürmeti konusunda örtünmenin tesiri

B) Eziyet edenlerin eza ve zararından korunması

Değerli mücevherat olmasından dolayı kadının hürmet ve şahsiyetinin korunmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Bulundurduğu cezabiyetten dolayı yaratılışında bulunan tekvini sünnet gereği kadının varlığındaki hassasiyetlerin diğerlerinin eziyetine yol verilmemesi için hicapla örtünmesi gerekir. Bu, yaratma kanununun bir mesajıdır ki latif varlıkların korunması gerektiğini ortaya koyar.

Kur’an-ı Kerim, hasta kalplerin çirkin hedeflerine alet olmamaları için hicabın kadının hürmetini ve kerametini koruduğunu beyan eder. Böylece kadının topluma karışmasıyla cinsi karşılaşmalar yok olur. Erkekle kadın arasında sadece insani ilişkiler kalır. Böylece her ikisi eşit makam ve mevkilerde bulunurlar. Onların mesuliyetleri ruhi ve cismi farklılıklarına göre tanımlanır. Allah Teala’nın kamusunda kadının toplumda bulunması men edilmediğinden topluma çıkma hicabın varlığına bağlı kılındı. Böylece kadının namahremlerin arasında bulunması durumunda hicabın zaruriyeti ortaya çıkar.

Örtü, insanın fıtri isteklerindendir. Hz. Adem ve Hz. Havva’nın hayat hikayelerinde açıklandığı gibi içine düştükleri hatadan dolayı örtüleri yok olmuştu. Bu durumla karşılaşınca derhal kendilerini ağaç yapraklarıyla örtmeye kalkışmaları örtünün fıtri zaruriyet olduğuyla ilgili sözlerimizi te’yid etmektedir.

İnsanın hayvandan üstünlüklerinden biri icra ettiği hicaptır. Onun cismani ve nefsanî özelliklerinden dolayı bu zaruridir. Yani kadın ve kızların kerametini, iffetini ve vakarını koruyan ve onu garantiye alan her şey onların hicabıdır. Bu konuda Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: Hicap ve kâmil bir şekilde örtünme kadınları en sağlam ve en güzel şekilde korur.

Nur 31 : "İnanan kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar ve açığa çıkanlardan, görünenlerden başka ziynetlerini göstermesinler ve örtülerini, göğüslerini örtecek bir tarzda omuzlarından aşağıya doğru salsınlar; ..."

Kadının hicabına karşı çıkanlar bu ayete dikkat edin.

İçte takvanın oluşması ve onun amellerde belirginleşmesi hicapla dillendirilmesindendir. Konuya genel bir yaklaşımla bakıp günahlardan alıkoyan her türlü giysiyi hicap olarak isimlendirirsek hicap, zihni ve ruhi diye farklı kısımlara ayrılır.

Hicap kaymalardan, küfür ve şirk gibi ruhi günahlardan alıkoyar. Gözde, dilde, hareket ve davranışlarda, giyim ve kuşamda ve diğer alanlarda hicaba riayet tavsiye edilmiştir.

Kur’an’ı Kerim insanı kâmil bir şekilde inşa eder. Aynı şekilde kadın da insan inşa eder. Kadınların temel vazifesi insan inşa etmektir. Toplumlarda insan inşa eden kadınlar olmazsa toplumlar fesat ve bozgunla yüz yüze gelirler.

İslam dininin mukaddes hedeflerinden biri salim ve iyiliklerden müteşekkil faziletliler toplumunu oluşturmaktır. Toplumun selameti kadınların selametine dayanmaktadır. Bu kadınlar iyiliklerin ve değerlerin annesidirler.

14 Masum Aleyhimusselam Eşittir Ve Tek Nurdur :

Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem ..... Imam Ali Murtaza Aleyhisselam ..... Hazreti Fatima-i Zehra Selamullahi Aleyha ..... Imam Hasan al-Mucteba Aleyhisselam

Imam Hüseyin Seyyidi Suheda Aleyhisselam ..... Imam Aliyen Zeynel Abidin Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Bakir Aleyhisselam ..... Imam Cafer Sadik Aleyhisselam

Imam Musa Kazim Aleyhisselam ..... Imam Ali Riza Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Taki Aleyhisselam ..... Imam Ali Naki Aleyhisselam ..... Imam Hasan Askeri Aleyhisselam

Imam Mehdi Aleyhisselam.