İMAMET : 12 İmam Aleyhimusselam

ENGLISH

Imamet
Hazreti Fatima Selamullahi Aleyha
Zuhur
Rec'at
Kiyamet
Kerbela
Namaz
Abdest

الْلَهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ وَاَلِ مُحَمَّدْ وَعَجِّلْ فَرَجَهُمْ وَالْعَنْ أَعْدَائَهُمْ

Hazreti Ali Aleyhisselam'ın Imamet ve Velâyetine Dair Deliller :

A) Tebliğ Ayeti

Tebliğ ayeti, Gadir-i Hum'la ilgili olarak nazil olan ayetlerden biridir ve Imam Ali Aleyhisselam2ın imametine dair bir ipucudur. Yüce Allah Subhanallah ve Teala şöyle buyuruyor:

"Ey Elçi, Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun, Allah seni insanlardan korur. Şüphe yok ki Allah, kâfir topluluğa başarı vermez." [1]

Her iki fırkanın müfessirleri şöyle diyor: Bu ayet-i kerime, hicretin onuncu yılında, zilhicce ayının 18'inde, Veda Haccı'nda, Gadiri Hum gününde Hz. Peygamber'e Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nazil olmuştur. Bu yüzden Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem halk kitlesinin (120 bin veya daha fazla idi) Gadir-i Hum'da toplanmasını emretti. Daha sonra Ali Aleyhisselam'ın imameti millete duyuruldu.

Hadislerin Tabirleri :

Hibri, sahih senetle İbn Abbas'tan şöyle naklediyor:

"Bu ayet Ali Aleyhisselam hakkında nazil olmuştur. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, velâyeti tebliğe emredildi; sonra Ali Aleyhisselam'ın elini tuttu ve 'Ben kimin mevlası isem, Ali onun mevlasıdır.' diye buyurdu." [2]

Ebu Nuaym İsfehani, sahih senetle Ebu Said Hudrî'den şöyle naklediyor:

"Bu ayet, Ali Aleyhisselam hakkında, Hz. Peygamber'e nazil olmuştur."[3]

İbn Asakir, sahih senetle Ebu Said Hudrî'den şöyle naklediyor:

"Ayet-i kerime, Gadir-i Hum gününde, Ali Aleyhisselam hakkında Hz. Peygamber'e Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nazil oldu."[4]

Sahabeden Ayetin Ali Aleyhisselam Hakkında İndiğini Belirten Raviler :

Sahabeden birçoğu bu ayetin Ali Aleyhisselam hakkında nazil olduğunu nakletmişlerdir. Örneğin:

– Abdullah b. Abbas

– Ebu Said Hudrî

– Zeyd b. Erkam

– Cabir b. Abdullah Ensari

– Berâ b. Azib

– Ebu Hureyre

– Abdullah b. Mesut

– Abdullah b. Ebi Evfa.

Ehlisünnet Alimlerinden Hadisin Ravileri :

Ehlisünnet alimlerinden birçoğu Tebliğ Ayeti'nin Ali Aleyhisselam hakkında nazil olduğunu söylemişlerdir. Örneğin:

– Hafız Ebu Cafer Taberî, el-Velâyet adlı eserde

– Hafız Ebu İshak Sa'lebi, el-Kefş ve'l-Beyan, s.234.

– Hafız Ebu Nuaym İsfahanî, Ma Nezele Mine'l-Kur'ân Fi Ali (a.s), s.86.

– Vahidi Nişaburî, Esbubu'n-Nüzul, s.135.

– Hakim Haskani, Şevahidu't-Tenzil, c.1/s.255.

– Hafız İbn Asakir Şafiî, Tarih-i Medine-i Dimişk, c.12, s.237.

– Fahreddin Razi Şafiî, Tefsiru'l-Kebir, c.12/s.49.

– Şeyhu'l-İslâm Hemui, Feraidu's-Simteyn, c.1/s.158.

– Nureddin İbn Sabbağ Malikî, el-Fusulu'l-Mühimme, s.49.

– Celaluddin Suyutî, ed-Dürrü'l-Mensur, c.3/s.116.

– Bedruddin Ayni, Umdetu'l-Gari Fi Şerh-i Sahih-i Buharî, c.18/s.206.

– Kadı Şevkanî, Fethu'l-Kadir, c.2/s.60.

– Şehabuddin Alusî, Ruhu'l-Meani, c.6/s.196.

– Şeyh Muhammed Abduh, el-Menar, c.6/s.463.

Ayetteki Karineler :

Tebliğ Ayeti'nde Ali Aleyhisselam'ın velâyetinin kastedildiğine dair iki ipucu bulunmaktadır.

a) Allah Subhanallah Teala'nın meseleye verdiği önem; zira Allah Subhanallah Teala şöyle buyuruyor: "Eğer bu emri yerine getirmezsen, risaletini tebliğ etmemiş olursun."

b) Ayetten Hz. Peygamber'e nazil olan şeyin oldukça ağır olduğu anlaşılıyor. Meselenin ağırlığı, hazretin kendisi için korktuğundan değildi; aksine hazretin korkusu halktan yana idi. Bu yüzden Allah Subhanallah Teala, Hz. Peygamber'i Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem sakinleştirmek için şöyle buyuruyor: "Allah seni halktan koruyacaktır."

B) İkmal Ayeti

İkmal ayeti de Ali Aleyhisselam'ın velâyetine ve imametine delalet eden ayetlerden bir diğeridir. Allah Subhanallah Teala buyuruyorki:

"İşte bugün dininizi ikmal ettim, size verdiğim nimetimi tamamladım, size din olarak İslâm'ı verdim de hoşnut oldum…"[5]

Bu ayetin, Gadir olayından sonra, İmam Ali Aleyhisselam hakkında nazil olduğuna dair, her iki fırka kanalıyla bir çok rivayet nakledilmiştir.

Hadislerde Geçen Tabirler :

a) Ebu Nuaym İsfahanî, sahih senetle, Ebu Said Hudrî-den şöyle naklediyor:

"Hz. Peygamber, halkı, Ali Aleyhisselam'a davet etti; ve bir ağacın altının süpürülmesini emretti. Sonra Ali Aleyhisselam'a sesledi ve onun iki elini yukarı kaldırdı. O kadar ki hazretin koltuklarının altı gözüktü. Halk kitlesi dağılmadan önce, bu ayet Hz. Peygamber'e nazil oldu. "Bugün dininizi ikmal ettim …" Bunun üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Dinin kemale erişinden… dolayı Allahu ekber dedi. Sonra şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." [6]

b) Hatib Bağdadi, sahih senetle, Ebu Hureyre'den şöyle naklediyor:

"Kim zilhicce'nin 18. gününde oruç tutarsa, Allah Subhanallah Teala ona altmış ayın orucunun sevabını yazar. O gün Gadir günüdür." O zaman, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Ali Aleyhisselam'ın elini tuttu ve buyurdu: "Acaba ben müminlerin velisi değil miyim?" Halk: "Evet." deyince, şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlası isem Ali onun mevlasıdır." Bu sırada Ömer b. Hattap dedi ki: Mübarek olsun! Mübarek olsun! Ey Ebu Talib'in oğlu. Benim ve her Müslümanın mevlası oldun." Sonra bu ayet nazil oldu: "Bugün dininizi ikmal ettim…" [7]

c) İbn Asakir de, aynı içeriği sahih kanalla, yazmış olduğu tarih kitabında nakletmiştir.[8]

İkmal Ayeti ve Ehlisünnet Ravileri :

İmamiyye alimleri "İkmal Ayeti"nin Gadir gününde Hz. Peygamber'e Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nazil olduğuna dair görüş birliği içerisindeler. Buna ilaveten Ehlisünnet alimlerinin bir kısmı da İmamiyye'yle aynı görüşü paylaşmışlardır. Örneğin:

– Ebu Cafer Muhammed b. Cerir Taberî

– Ebu Hasan Ali b. Ömer Darkutni

– Ebu Abdullah Hakim Nişaburî

– Ebu Bekir b. Merdevey İsfahanî

– Ebu Nuaym İsfahanî

– Ebu Bekir Ahmed b. Hüseyin Beyhaki

– Ebu Bekir Hatib-i Bağdadi

– Ebu'l-Hasan b. Meğazili

– Ebu'l-Kasım Hakim Haskani

– Hatib Harezmi

– Ebu'l-Kasım İbn Asakir Dimişki

– Sıbt b. Cevzî

– Şeyhu'l-İslâm Hemmui

– İbn Kesir Dimişki

– Celaluddin Suyutî

Gadir hutbesinden sonra bu ayetin inişi, Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem "Ben kimin mevlası isem Ali de onun mevlasıdır." sözünün doğruluğuna iyi bir tanıktır. Çünkü "İkmal" tabirine hilâfet ve imametten başka hiçbir şey layık değildir.

C) "Seele Sailun" Ayeti

Gadir olayından sonra Hz. Peygamber'e Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nazil olan ayetlerden bir diğeri, Mearic Suresi'nin ayetleridir. Yüce Allah Subhanallah Teala buyuruyor:

"İsteyen biri, inecek azabı istedi; kâfirler için olan bu azabı başlarından defedecek kimse yok; o, yüksek dereceler sahibi Allah'tandır."[9]

Hadislerde Geçen Tabirler

a) Ebu İshak Sa'lebi şöyle diyor: Süfyan b. Aniye'den "Seele sailun" ayetinin kimin hakkında nazil olduğu soruldu. O cevapta "Benden öyle bir soru sordun ki senden önce hiç kimse bu soruyu benden sormamıştı." dedi. Babam Cafer b. Muhammed ve kardeşleri benim için şu hadisi naklettiler:

"Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Gadir-i Hum'a ulaşır ulaşmaz, halka seslendi ve sonra Ali Aleyhisselam'ın elini yukarı kaldırdı ve şöyle buyurdu: "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." Bu haber bütün şehirlerde yayıldı. Bu haberi Haris b. Numan duyduğunda Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzuruna geldi. Devesinden inerek Allah Resulü'ne Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle dedi: "Ey Muhammed! Bizi tevhide ve risalete şahadet etmeye emrettin, kabul ettik. Bize beş vakit namazı, zekât vermeyi, oruç tutmayı ve haccet-meyi emrettin, hepimiz kabul ettik. Ve sen bunlarla yetinmeyerek amcanın oğlunun elini yukarı kaldırdın ve onu bize üstün kıldın ve "Ben kimin mevlası isem, Ali de onun mevlasıdır." dedin. Bu, senin görüşün mü? Yoksa Allah'ın emri mi? Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurdu: "O'ndan başka ilah olmayana andolsun ki, bu, Allah Subhanallah Teala katındandır."

Bu cevabı alan Haris b. Nu'man göğe dönerek şöyle söylendi: "Ey Allah'ım! Eğer Peygamber'in dediği hak ise gökten bana taş yağdır. Veya beni acı bir azaba müptela et." O henüz devesine ulaşmamışken, gökten bir taş iniverdi, başından girip altından dışarı çıktı ve onu helak etti." Bu sırada şu ayet nazil oldu. "İsteyen biri, istedi gelip çatacak azabı…"[10]

b) Bu hadisi aynı manada, Ebu Ubeyd-i Hirevî de Ga-raibu'l-Kur'ân isimli eserinde nakletmiştir.[11]

c) Şeyhu'l-İslâm Hemmui, aynı içeriği Feraidu's-Sim-teyn adlı eserinin 15. babında nakletmiştir.[12]

Ehlisünnet'ten Hadisi Rivayet Edenler :

Bu hadisin içeriğini, Ehlisünnet alimlerinden bazıları kitaplarında nakletmişlerdir. Örneğin:

– Hafız Ebu Ubeyd Hirevî, Garibu'l-Kur'ân.

– Ebu İshak Sa'lebi, el-Keşf ve'l-Beyan, s.234.

– Hakim Haskani, Şevahidu't-Tenzil, c.2/s.383.

– Ebu Bekir Yahya Kurtubi, el-Cami Li-Ahkami'l-Kur-ân, c.8/s.278.

– Sıbt b. Cevzî, Tezkiretu'l-Havas.

– Şeyhu'l-İslâm Hemmui, Feraidu's-Simteyn.

– Nuruddin İbn Sabbağ Malikî, el-Fusulu'l-Mühimme, s.41.

– Nuruddin Semhudi Şafiî, Cevahiru'l-Akdeyn, s.179.

– Zeynuddin Munavi Şafiî, Camiu's-Sağir Şerhi, c.3, s.218.

– Burhanuddin Halebi Şafiî, es-Siretu'l-Halebiye, c.3, s.274.

– Seyyit Mümin Şeblenci, Nuru'l-Ebsar, c.6/s.159.

– Şeyh Muhammed Abduh, el-Menar, c.6/s.464.

– Şeyh Abdurrahman Safuri, Nüzhetu'l-Mecalis, c.2, s.387.

– Kunduzi Hanefî, Yenabiu'l-Mevedde, s.274.

– Hafız Genci Şafiî, Kifayetu't-Talib

D) Menzilet Hadisi

Ali b. Ebu Talib Aleyhisselam'ın imametine delalet eden hadislerden biri Menzilet Hadisi'dir.

Hadiste Geçen Tabirler :

a) Buharî, Saad b. Ebu Vakkas'ın senediyle şöyle naklediyor:

"Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Tebük'e hareket etmeden önce, Ali Aleyhisselam'ı kendi yerine halife olarak bıraktı. Ali Aleyhisselam şöyle buyurdu: "Acaba beni kadın ve çocuklara halifen olarak mı bırakıyorsun?" Hz. Peygamber buyurdu: "Acaba Harun'un Musa'nın nezdindeki makamına, benim nezdimde sahip olmaya razı değil misin? Şu farkla ki benden sonra nebi yoktur."[13]

b) İbn Mace, kendi senediyle Saad b. Ebu Vakkas'tan şöyle naklediyor:

"Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Ali Aleyhisselam'a şöyle buyurdu: Sen benim nezdimde, Harun'un Musa'nın nezdindeki makamına sahipsin."[14]

Ehlisünnet'ten Hadisi Rivayet Edenler :

Ehlisünnet'ten seksen dokuz alim bu hadisi nakletmiştir. Örneğin:

– Buharî, Sahihinde.

– Müslim, Sahihinde, c.2/s.236.

– Ahmed, Müsnet'te, c.1/s.98 (sahih senetle).

– Hakim, el-Müstedrek, c.3/s.109 (Hadisin sahih olduğunu belirtmiştir).

– İbn Abdulbirr, İstiab, c.2/s.473.

– Muttaki Hindi, Kenzü'l-Ummal, c.6/s.152.

– İbn Hacer-i Askalanî, el-İsabe, c.2/s.507.

– İbn Hacer, es-Sevaiku'l-Muhrika, s.20.

– Şeblenci, Nuru'l-Ebsar, s.68.

– Suyutî, Tarih-i Hulefa, s.65.

– İbn Abdurabbih, el-İkdu'l-Ferid, c.2/s.194.

– Nesei, el-Hasais, s.76.

– Ebu Nuaym, Hilyetu'l-Evliya, c.7/s.194.

– İbn Hişam, es-Siretu'l-Helebiyye, c.2/s.520.

– İbn Mace, Sünen, c.1/s.43.

– Tirmizî, Sahihinde, c.5/s.301.

– Taberî, Tarihinde, c.3/s.104.

– Belazuri, Ensabu'l-Eşraf, c.2/s.106.

– İbn Esir, Camiu'l-Usul, c.9/s.468.

– Suyutî, el-Camiu's-Sağir, c.2/s.56.

Sahabeden Hadisi Rivayet Edenler :

Birçok sahabî Menzilet Hadisi'ni nakletmiştir. Örneğin:

– Sa'd b. Ebi Vakkas.

– Muaviye b. Ebu Süfyan.

– Habş b. Cünade.

– Cabir b. Abdullah Ensari.

– Ebu Said Hudri.

– Saad b. Malik.

– Esma Bint-i Ümeys.

– Abdullah b. Ömer.

– İbn Ebi Leyla.

– Malik b. Haris.

– Ali b. Ebu Talib.

– Ömer b. Hattap.

– Abdullah b. Abbas.

– Ümmü Seleme.

– Abdullah b. Mesut.

– Enes b. Malik.

– Zeyd b. Erkam.

– Ebu Eyyup Ensari.

– Ebu Burde.

– Cabir b. Semure.

– Berâ b. Azib.

– Ebu Hureyre.

– Zeyd b. Ebi Evfa.

– Benit b. Şerit.

– Fatıma bint-i Hamza.

Hadisin İmamet ve Hilâfete Dair Delaleti :

Nakledilen apaçık bilgilere göre Harun'un Musa Aleyhisselam nezdindeki makamı, vezirlik, hilâfet ve nübüvvet makamlarıdır. Menzilet hadisine göre, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nübüvvet dışındaki Harun'un Musa Aleyhisselam nezdindeki bütün makamlarını Ali Aleyhisselam için söz konusu etmiştir. Şu farkla ki Hz. Peygamber'den sonra nebi yoktur. İstisna, istisnadan önceki ifadenin genel oluşuna kanıt teşkil eder.

Menzilet Hadisi'nin Değişik Zamanlarda Tekrarı :

Menzilet Hadisi, Tebük Gazvesi'yle ve Ali Aleyhisselam'ın Medine'deki hilâfetiyle sınırlı değildir. Hiç kimse hadisin sadece Medine şehri ve kısa bir süre için geçerli olduğu sanısına kapılmasın. Çünkü hadis birçok yerde ve değişik zamanlarda Ali Aleyhisselam'la ilgili olarak beyan edilmiştir. Şimdi onlardan bazılarına işaret edelim:

• Ümmü Seleme, Müslüman olan ilk kadınlardandır, Hz. Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nezdinde büyük bir makama sahiptir. Allah Resulü'nün bazen onun ziyaretine gittiği ve ona hadis söylediği nakledilmiştir. Günlerin birinde ona şöyle buyurdu:

"Ey Ümmü Seleme! Gerçekten AliAleyhisselam'ın eti benim etimden ve onun kanı benim kanımdandır. Benim nezdimde onun makamı Harun'un Musa nezdindeki makamı gibidir."[15]

• Tarih kitaplarında, bir meseleyle ilgili olarak Ali Aleyhisselam, Cafer ve Zeyd arasında anlaşmazlık çıktığı kaydedilmiştir. Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzuruna geldiklerinde şöyle buyurdu:

"Ey Ali, senin benim nezdimdeki makamın Harun'un Musa nezdindeki makamı gibidir."

• Bir hadiste şöyle denir: Bir gün Ebu Bekir, Ömer ve Ebu Ubeyd b. Cerrah, Hz. Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzurundaydılar. Allah Resulü Ali'ye (as) yaslanmış idi. Peygamber (s.a.a) mübarek elleriyle Ali'nin (a.s) omzuna vurdular ve buyurdular:

"Ey Ali! Sen mümin, ve Müslüman olan ilk şahıssın. Ey Ali! Senin benim nezdimdeki makamın Harun'un Musa nezdindeki makamı gibidir."[16]

• Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Medine'ye hicretten sonra, sahabe arasında kardeşlik akdi okuttu. Hazret her defasında Ali Aleyhisselam'ı kendisi için seçti ve onunla kardeşlik akdi okudu. İkinci defasında, akitten sonra, Ali Aleyhisselam'a hitaben şöyle buyurdu:

"Ey Ali, senin benim nezdimdeki makamın Harun'un Musa nezdindeki makamı gibidir; ama benden sonra nebi yoktur ."

• Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem bazı sebeplerden dolayı Mescid-i Nebi'ye kapı açan kimselere, kapıları kapatma emri verdi; Ali'nin Aleyhisselam kapısı hariç.

Cabir b. Abdullah Ensari şöyle diyor: "Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem buyurdu ki:

"Ey Ali, Mescitte bana helal olan herşey sana da helaldir. Ey Ali, senin benim nezdimdeki makamın Harun'un Musa nezdindeki makamı gibidir; ama benden sonra nebi yoktur ."[17]

E) Velâyet Hadisleri :

İmam Ali'nin Aleyhisselam imametine delalet eden hadislerden biri de Velâyet Hadisi'dir.

Velâyet hadisleri Ehlisünnet'in hadis kaynaklarında farklı kanallardan nakledilmiştir. Örneğin:

• Ahmed (Müsnet'te) Ömer b. Husayn'dan şöyle rivayet eder:

"Allah Resulü bir grubu Ali'nin Aleyhisselam komutanlığında, seriyeye gönderdi. Ali'nin Aleyhisselam yaptığı bir iş bazılarının hoşuna gitmedi. Bu yüzden sahabeden dört kişi, bu olayı Allah Resulü'ne Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem bildirmek için karalaştılar. Ümran şöyle naklediyor: Döndükten sonra Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzuruna vardık. Aramızdan biri ayağa kalktı ve şöyle dedi: Ey Allah Resulü! Ali Aleyhisselam bu seriye de böyle ve şöyle yaptı. "Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem o şahıstan yüz çevirdiğini ve ona cevap vermediğini gördüm. İkinci şahıs da aynı konuyu Allah Resulü'ne arz etti. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem yine yüzünü çevirdi. Üçüncü şahıs da aynı şeyi söyledi. Dördüncü şahıs da Ali'yi Aleyhisselam eleştirince Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, mübarek çehreleri gazaptan değişmiş bir hâlde, yüzünü dördüncü şahsa doğru çevirdi ve buyurdu: "Ali'yle uğraşmayın, Ali benden; ben Ali'denim. O, benden sonra her mümine kendisinden daha evladır."[18]

• Ahmed Müsned'inde aynı içeriği Bureyde'den de nakletmiştir.[19]

• Ahmed Müsnedin'de sahih senetle aynı manayı içeren bir hadisi İbn Abbas'tan nakletmiştir.[20]

• Ebu Davud Tayalisi, Müsned'inde sahih senetle aynı mazmunu nakletmiştir.

• Tirmizî, Sahihinde aynı konuyu nakletmiştir.[21]

Sahabeden Velâyet Hadislerini Nakledenler :

Sahabeden bu hadisi Allah Resulü'nden nakledenler şunlardır :

– Ebuzer-i Gaffari.

– Abdullah b. Abbas.

– Ebu Said Hudrî.

– Berâ b. Azib.

– Ümran b. Husayn.

– Ebu Leyla Ensari.

– Bureyde b. Hasip.

– Abdullah b. Amr.

– Amr b. As.

– Vahap b. Hamza.

Ehlisünnet Alimlerinden Velâyet Hadisi'ni Nakledenler :

Velâyet hadislerini altmıştan fazla Ehlisünnet alimi rivayet etmiştir. Onlardan bazıları şöyledir:

– Süleyman Davud Tayalisi, Müsned, s.360.

– Ebu Bekir Abdullah b. Muhammed b. Ebi Şeybe, el-Musannaf, c.12/s.12-79.

– Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.4/s.438.

– Ebu İsa Tirmizî, Sahihinde, c.5/s.632.

– Ebu Abdurrahman Nesei, el-Hasais, s.75.

– Hasan b. Süfyan Nesevi, Esne'l-Metalib,

– Ebu Ya'la Musuli, Müsnedinde, c.1/s.293.

– Ebu Cafer Taberî, Tehzibu'l-Asar, c.13/s.141.

– Süleyman b. Ahmed Taberani, el-Mü'cemü'l-Kebir, c.18, s.12.

– Ebu Abdullah Hakim Nişaburî, el-Müstedrek Ale's-Sahihayn, c.3/s.110.

– Hatib Bağdadi, Kenzü'l-Ummal, c.11/s.625.

– Ebu Bekir Beyhaki, es-Sünenu'l-Kubra, c.6/s.342.

– Ebu'l-Hasan İbn Magazili, el-Menakıb, 224.

– Hatip Harezmi, el-Menakıb, s.125.

– Ebu'l-Kasım İbn Asakir ed-Dimişki, Tercüme-i İmam Ali, c.1/s.365.

– Ebu's-Saadat İbn Esir Cezeri, Camiu'l-Usul, c.8, s. 652.

– İzzuddin Ali b. Muhammed İbn Cezeri, Usdu'l-Gabe, c.3, s.603.

– Muhammed b. Talha Kurayşi, Metalibu's-Suul, s.46-48.

– Muhammed b. Yusuf Genci, Kifayetu't-Talib, s.113.

– Muhibbuddin Taberî, Riyazu'n-Nezre, c.3/s.129.

– İbrahim b. Muhammed Cuveyni, Feraidu's-Simteyn, c.1/s.56.

– Şemsuddin Zehebi, Mizanu'l-İtidal, c.1/s.410.

– Muhammed İbn Yusuf Zerendi, Dureru's-Simteyn, s.98.

– İbn Hacer Askalanî, el-İsabe, c.2/s.271.

– Şihabuddin Kastalani, İrşadu's-Sari, c.6/s.421.

– Müttaki Hindi, Kenzü'l-Ummal, c.11/s.599.

Hadisin Delaleti :

Velâyet Hadisi'nin, Ali'nin Aleyhisselam imamet ve hilâfetine dair delaleti açıktır. Çünkü "veli" değişik manalara (emir sahibi, arkadaş, yardımcı) gelse bile, yaygın olan birinci manadır. (Yani emir sahibi).

Tirmizî'nin hadisinde şöyle gelmiştir: "Peygamber buyurdu: Hakikaten Ali benden, ben Ali'denim ve o benden sonra her müminin velisidir." İlk cümle imamet ve hilâfeti ispat eder.

F) Vesayet Hadisleri

Ali Aleyhisselam'ı "vasi" tabiriyle anan hadislere "Vesayet" hadisleri denir.

Hadiste Geçen Tabirler :

• Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem "Dar" kıssasıyla ilgili olarak "Ve en yakın hısımlarını korkut." ayetinin inişinden sonra, Haşimoğullarından ileri gelen yakınlarını topladı ve Ali Aleyhisselam'a hitaben şöyle buyurdu:

"Şüphesiz Ali Aleyhisselam, sizin aranızda, benim halifem, vasim ve kardeşimdir; öyleyse onun sözlerini dinleyin ve ona itaat edin."[22]

• Taberani, Mu'cem'de Selman'dan şöyle naklediyor:

"Ben Allah Resulü'nden Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle sordum: Ey Allah Resulü! Her nebinin bir vasisi vardır, sizin vasiniz kimdir? Peygamber susmayı yeğlediler. Ama sonraki toplantıda beni görünce "Ey Selman!" diye seslendiler. Ben süratle yanına giderek "evet" dedim. Hazret şöyle buyurdu: Musa'nın vasisinin kim olduğunu biliyor musun? "Evet, Yuşe b. Nun'dur." dedim. Hazret, "Niçin?" diye sordu. Ben, "Çünkü o kendi kavminin en bilginiydi." dedim. Hazret şöyle buyurdu: Öyleyse, şüphesiz vasim, sırdaşım ve benden sonra ümmetim arasında bırakacağım en iyi şahıs Ali b. Ebî Talip Aleyhisselam'dır ki benim vademe vefa edecek ve borcumu eda edecektir."[23]

• Ebu Eyyup Ensari şöyle naklediyor: Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, kızı Fatıma Selamullah Aleyha'ya şöyle buyurdu:

"Acaba bilmiyor musun ki Allah yeryüzüne bir nazar etti ve babanı seçerek, nübüvvet makamına ulaştırdı; sonra bir nazar daha etti ve kocanı seçti; sonra bana, seni ona nikahlamam ve onu vasi ve halifem yapmam için vahyetti."[24]

• İbn Asakir, Enes b. Malik'ten şöyle naklediyor:

"Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem abdest alarak iki rekat namaz kıldılar ve sonra şöyle buyurdular: "Bu kapıdan sana doğru içeri girecek ilk şahıs, muttakilerin imamı, Müslümanların efendisi, dinin önderi ve vasilerin sonuncusudur." O sırada Ali Aleyhisselam içeri girdi. Peygamber kimin geldiğini sorunca Ali Aleyhisselam, dedim. Bunu işiten Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Ali Aleyhisselam'a doğru gelerek onu sevinçle kucakladı…"[25]

Ehlisünnet Alimlerinden Hadisi Rivayet Edenler

Vesayet hadislerini Ehlisünnet alimlerinden birçoğu nakletmiştir. Örneğin:

– İbn Asakir Dimişki, Tarih-i Dimişk, c.3/s.5.

– İbn Mağazili Şafiî, el-Menakıb, s.200.

– Hatip Harezmi Hanefî, el-Menakıb, s.42.

– Muhibbuddin Taberî Şafiî, Zevahiru'l-Ukba, s.71.

– Zehebi, Mizanu'l-İtidal, c.2/ s.273.

– Kunduzi Hanefî, Yenabiu'l-Mevedde, s.79.

– Genci Şafiî, Kifayefetu't-Talib, s.62.

– Menavi Şafiî, Kunuzu'l-Hakaik, c.1/s.71.

– Heysemi Şafiî, Mecmau'z-Zevaid, c.9/s.113.

– Muttaki Hindi, Kenzü'l-Ummal, c.6/s.145.

– Ebu Nuaym İsfahanî, Hilyetu'l-Evliya, c.1/s.63.

– İbn Ebi'l-Hadid-i Mutezili, Şerh-u Nehci'l-Belâğa, c.9, s.169.

– Hakim Nişaburî, el-Müstedrek Ale's-Sahiheyn, c.2, s.172.

– Sıbt b. Cevzî, Tezkiretu'l-Havas, s.43.

– Ahmed b. Hanbel, Menakıb-ı Ali (a.s).

– Dineveri, Ahbaru't-Tival.

– Taberî, Tarihinde.

– Beyhaki, el-Mehasin ve'l-Mesavi, c.1/s.6465, Kahire basımı, Yıl: 1380. h.k.

– Taberani, el-Mucemu'l-Kebir, c.6/s.221.

– İbn Esir, el-Kamil.

Sahabeden Hadisi Rivayet Edenler

Sahabeden birçoğu vesayet hadislerini nakletmişlerdir. Örneğin:

– Selman-ı Muhammedi.

– Ebu Eyyüp Ensari

– Enes b. Malik.

– Bureyde Hasib

– Amr b. As.

– Ebuzer-i Gaffari

– Hassan b. Sabit.

– Nu'man b. İclan.

– Abdullah b. Ebu Süfyan

– Ebu Heysem b. Teyyihan.

– Said b. Kays

– Hucr b. Adiyy.

– Huzeyme b. Sabit

– Amr b. Hamık.

– Abdullah b. Abbas

– Muğire b. Haris.

– Eş'as b. Kays-ı Kindî.

Tabiinden Hadisin Ravileri :

Tabiinden birçoğu bu hadisi nakletmiştir. Örneğin:

– Cerir b. Abdullah Beceli

– Kays b. Amr

– Muhammed b. Ebu Bekir

– Munzir b. Humeyse

– Ömer b. Harise Ensari

– Abdullah b. Cueyl

– Abdurrahman b. Zueyb

– Nazr b. İclan

– Malik-i Eşter

– Ömer b. Harise Ensari

– Abdurrahman b. Şueyb

Hadisin Delaleti :

Vasiyet "ahit" anlamındadır. "Evsa ila filan" yani ona vasiyette bulundu. Eğer vasiyet edilecek hususta bir sınırlama getirilmezse, sözleşmeye ait olabilecek her şeyin, bu vasiyetin kapsamına girdiğine hükmedilir. Ama, şartlı getirilirse, örneğin "Ona malının üçte birini vasiyet etti." denilirse, bu durumda söz konusu kayıtla kısıtlanır.

Hz. Ali Aleyhisselam hakkındaki bütün hadislerin mutlak olduğu açıktır. Buna göre vasiyet, hilâfeti de kapsamına almaktadır.

Geçmiş Ümmetlerin Kitaplarında "Vasi"

Nasr b. Müzahim ve Hatib-i Bağdadi şöyle naklediyorlar:

"Ali'nin Aleyhisselam ordusu Sıffin yolunda, bir sahranın ortasında, susadılar. Hazret bir kayanın arasını gösterdi. Kayayı kaldırdıktan sonra altında su gözüktü. Bütün ordu o sudan içti. O kayanın yakınında bulunan bir rahip "Nebi veya onun vasisinden başka hiç kimse buradan su çıkarmamıştır." dedi.[26]

Sahabenin Hadislerinde Vasi

"Vasi" kelimesine İmam Ali Aleyhisselam'la ilgili olarak sahabenin sözlerinde sıkça rastlanır. Şimdi onlardan bazılarına değinilecektir:

Ebuzer'in Hutbesinde Vasiyet

Yakubi Yazıyor: Osman zamanında, Ebuzer Mescid-i Nebi'de ayağa kalktı ve bir hutbe okuyarak şöyle seslendi:

"...Ve Muhammed Ademin ilminin ve peygamberlere üstünlük sağlayan şeylerin varisidir. Ali b. Ebu Talib, Muhammed'in vasisi ve ilminin varisidir."[27]

Malik-i Eşter'in Hadisinde Vasi

Ali Aleyhisselam ile biat edildiği zaman Malik b. Haris Eşter şöyle feryat etti:

"Ey halk, bu, evliyanın vasisi ve enbiyanın ilminin varisidir."[28]

Amr b. Hamık el-Huzai'nin Hadisinde Vasi

Ali Aleyhisselam Kufe'de halkı Sıffin'e gitmek için hazırladığında, Amr b. Hamık ayağa kalkarak Ali Aleyhisselam'a hitaben şöyle buyurdu:

"Ey Emirü'l-Müminin! Ben seni seviyorum; biatim, yakınlık, mal veya makam için değildir. Ben, seni sahip olduğun beş hasletten dolayı seviyorum. Sen Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem amcasının oğlusun; sen onun vasisi ve bizim aramızda baki kalan neslinin babasısın; herkesten önce müslümanlığını duyurdun; senin cihattaki payın bütün muhacirden daha fazladır."[29]

Muhammed b. Ebu Bekir'in Muaviye'ye Mektubunda Vasi

"...Öyleyse nasıl? Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem vasisi ve varisi olduğu hâlde kendini Ali Aleyhisselam'la eşit görüyor isen sana yazıklar olsun."[30]

Amr b. As'ın Muaviye'ye Mektubunda Vasiyet

Amr b. As, Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle diyor:

"Ama beni davet ettiğin şeye gelince, sana batıl üzere yardım etmem ve Ali Aleyhisselam'a karşı kılıç çekmem, O Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kardeşi, vasisi ve varisi... olduğu hâlde..."[31]

İmam Ali'nin Aleyhisselam Kelamında Vasi

Harezmi Hanefî İmam Ali'den Aleyhisselam şöyle naklediyor:

"Şüphesiz ben Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kardeşi ve vasisiyim."[32]

Ali Aleyhisselam bir hutbesinde şöyle buyuruyor:

"Ben Allah'ın kulu ve Resulü'nün kardeşiyim. Yalancıdan başka hiç kimse, benden önce veya sonra bu iddiada bulunamaz. Ben Rahmet nebisinin mirasçısı, bu ümmetin en büyüğünün eşi ve vasilerin sonuncusuyum."[33]

İmam Hasan'ın Aleyhisselam Hutbesinde Vasi

İmam Hasan Aleyhisselam Ali'nin Aleyhisselam şehadetinden sonra, bir hutbede şöyle buyurdu:

"Ben Hasan b. Ali'yim; ben Hz. Peygamber'in evladıyım; ben vasinin evladıyım."[34]

İmam Hüseyin'in Aleyhisselam Hutbesinde Vasi

İmam Hüseyin aşura gününde, Yezid b. Muaviye'nin askerlerinin karşısında okuduğu bir hutbede şöyle buyuruyor:

"Benim nesebimi araştırın ve kim olduğumu düşünün. Sonra kendi nefsinize müracaat edin ve kendinizi kınayın ki acaba beni öldürmek ve hürmetimi kırmak caiz midir? Acaba ben Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kızının evladı değil miyim; Acaba ben Peygamber'inizin Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem vasisinin evladı değil miyim..."[35]

Şiir ve Edebiyatta Vasi

Ali'nin Aleyhisselam en meşur lakaplarından biri "Vasi"dir. Bu lakapla lugat kitaplarında sıkça anılır. Örneğin:

• İbn Manzur, Lisanu'l-Arap'da şöyle yazıyor: "Ali'ye Aleyhisselam vasi olarak anılır."[36] Sonra Küseyr isimli şairin şiirini getirir:

"Vasiyyu'n-Nebiyyi'l-Mustafa ve'bnu ammihi…"

• Zübeydi Tacu'l-Arus'ta şöyle yazıyor: "Vasi, (gani kalıbında) Ali'nin Aleyhisselam lakabıdır."[37]

• İbn Ebi'l-Hadid, Şerhu Nehci'l-Belâğa isimli kitabında, vasi tabiri geçen şiirleri bir bölümde toplamıştır. Sahabe ve tabiinden naklolan ve Ali Aleyhisselam'ı, Mustafa'nın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem vasisi ünvanıyla öven, birçok şiir getirmiştir.[38]

G) On İki İmam Hadisleri :

Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Ali Aleyhisselam'ı imamet ve hilâfet makamına atamakla birlikte, ondan sonraki halifelerin sayısını da belirtmiştir. Şimdi rivayetlerden bazılarına değiniyoruz:

• Buharî, Sahih'inde, Cabir b. Semure'den şöyle nakleder:

"Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle dediğini işittim: "Sizin aranızda on iki emir olacaktır." Sonra bir şey söyledi ama ben anlayamadım ve babamdan sordum. Babam, Hz. Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem "Onların hepsi Kureyş'tendir." diye buyurduğunu söyledi. [39]

• Müslüm Sahih'inde Cabir b. Samure'den şöyle nakleder: "Babamla birlikte Hz. Peygamberin Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzuruna geldik. Hz. Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyuruyordu:

"Bu emir sona ermez, size on iki halife gelip geçmeyinceye kadar."

Cabir söylüyor: "Peygamberin sözlerinden birini anlayamadım ve babamdan Peygamberin ne buyurduğunu sordum. Babam "Onların hepsi Kureyş'tendir." dedi.[40]

• Tirmizî, Sahih'inde, Cabir b. Semure'den şöyle nakleder:

"Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem "Benden sonra on iki emir gelecektir." diye buyurdu. Sonra başka bir şey yine buyurdu, ama ben duyamadığım için yanımdakine sordum. O, Allah Resulü'nün "Onlar Kureyş'tendir." diye buyurduğunu dedi.

Ehlisünnet Alimlerinden Hadisi Nakledenler :

Yukarıda zikredilen hadis her iki fırka arasında da meşhurdur. Burada bu hadisi nakleden Ehlisünnet alimlerinden bazısına değineceğiz:

– Buharî Sahih'inde

– Müslim Sahih'inde

– Ahmed b.Hanbel, Müsned'inde, c.5/s.93/96/99

– Hakim, el-Müstedrek, c.3/s.617.

– Tirmizî Sahih'inde, c.3/s.340

– Ebu Davut, Sünen, c.4/s.106.

– Taberani, el-Mücemü'l-Kebir, c.2/s.196.

– Kastalani, İrşadu's-Sari, c.10/s.273.

– İbn Hacer, Fethu'l-Bari, c.12/s.181.

– İbn Esir, en-Nihaye, c.3/.54.

– İbn Menzur, Lisanu'l-Arab, c.12/s.126.

– Muttaki Hindi, Kenzü'l-Ummal, c.13/s.26.

– Suyutî, el-Camiu's-Sağir, c.1/s.75.

– Beyhaki, Delailu'n-Nübüvve, c.6/s.519.

– İbn Kesir, el-Bidaye ve'n-Nihaye, c.6/s.248.

İmamların İsimleriyle Belirtilmesi :

Her iki fırkanın (Ehlisünnet ve Şia) rivayetlerinde, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kendinden sonraki on iki imam ve halifenin isimlerini açıkça zikretmiştir. Şimdi onlardan bazılarına değiniyoruz:

a) Feraidu's-Simteyn'de Hemvinî -Zehebî'nin şeyhidir- İbn Abbas'tan şöyle naklediyor:

"Na'sel isminde bir Yahudi Hz. Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem huzuruna gelerek şöyle dedi: "Ey Muhammed! Uzun müddettir zihnimde oluşan şeyler hakkında senden soru soracağım; eğer onlara cevap verirsen sana iman getiririm." Peygamber sormasını istedi. O şöyle sordu: "Beni vasinden haberdar et ve söyle o kimdir? Çünkü hiçbir peygamber vasisiz gelmemiştir. Bizim peygamberimizin vasisi Yuşe b. Nun'dur." Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Benim vasim Ali b. Ebu Talip Aleyhisselam'dır ve ondan sonra iki torunum, Hasan Aleyhisselam ve Hüseyin Aleyhisselam ve onlardan sonra, Hüseyin Aleyhisselam'ın soyundan dokuz imamdır."

Ravi diyor ki: Na'sel dedi: "Ey Muhammed! O on iki imamın isimlerini benim için söyle." Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem onların isimlerini şöyle sıraladı: Hüseyin Aleyhisselam'dan sonra oğlu Ali Aleyhisselam, Ali Aleyhisselam'dan sonra oğlu Muhammed Aleyhisselam, Muhammed Aleyhisselam'dan sonra oğlu Cafer Aleyhisselam, Cafer Aleyhisselam'dan sonra oğlu Musa Aleyhisselam, Musa Aleyhisselam'dan sonra oğlu Ali Aleyhisselam, Ali Aleyhisselam'dan sonra oğlu Muhammed Aleyhisselam, Muhammed Aleyhisselam'dan sonra oğlu Ali Aleyhisselam, Ali Aleyhisselam'dan sonra oğlu Hasan Aleyhisselam, Hasan Aleyhisselam'dan sonra oğlu Hüccet Muhammed Mehdi Aleyhisselam, ki bunlar benden sonraki on iki imamdırlar..."[41]

b) Hemvinî İbn Abbas'tan Allah Resulü'nün Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurduğunu naklediyor:

"Ben nebilerin efendisiyim ve Ali b. Ebu Talib vasilerin efendisidir ki onların sonuncusu Mehdi Aleyhisselam'dır."[42]

Diğer Ehlibeyt İmamları'nın İmameti :

Diğer Ehlibeyt İmamları'nın imametine inanmak, Şia İmamiyye Mezhebi'nin zarurî meselelerinden biridir. Ehlibeyt İmamları'nın her birinin imametinde şüphe eden birisi bu mezhebin dışında sayılır.

Diğer Ehlibeyt İmamları'nın imametini ispatlamak için, İmamiyye mensubu alimler "nas", "masumluk sıfatı", "efdaliyet" gibi deliller zikrekmişlerdir. Ehlibeyt İmamları'nın imametini, Ehlisünnet kaynaklarından yararlanarak üç yoldan ispatlamak mümkündür.

Birinci Yol: Nas

Daha önceki konularda zikredilen rivayetlerde görüldüğü gibi Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Ehlibeyt İmamları'nın sayısını açıkça belirtmiş, onların on iki tane olup, hepsinin Kureyş'ten olduğunu açıklamıştır. Hz. Peygamber'den Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem sonra hükümet başına geçen halifelerin sayısı çok olduğu için, bu rivayetlerin yorumunda ilginç çelişkiler yaşanmış ve hiçbir çaba kesin bir sonuca ulaşmamıştır. Bu rivayetler İmamiyye'nin taşıdığı inanç dışında hiçbir şeyle yorumlanamaz.

İkinci Yol: Masumluk Sıfatı

Ehlibeyt İmamları'nın masum olduklarını "Tathir Ayeti", "Gadir Hadisi" ve zikredilen diğer delillerden hareketle ispatlamak mümkündür ki onların açıklaması daha önce geçti.

Üçüncü Yol: Efdaliyet

Hiç şüphesiz Ehlisünnet alimleri On İki Ehlibeyt İmamı'nın efdal olduğunu açıkça ifade etmişlerdir.

Şüphesiz efdal olan, imamet ve hilâfete daha layık ve bu hususta daha önceliklidir.

İmamet ve Velâyetle İlgili Başka Hadisler :

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurdu:

"Ey Ammar! Ne zaman halkın bir yoldan ve Ali'nin Aleyhisselam başka yoldan gittiğini görsen, sen Ali'nin Aleyhisselam izinde ol ve halkı terk et. Şüphesiz Ali Aleyhisselam seni sapıklığa hidayet etmeyecek ve hidayetten dışarı çıkarmayacaktır."[43]

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem buyurdu ki:

"Allah Subhanallah Teala, Ali Aleyhisselam hakkında benimle ahdetmiştir ki, o hidayet bayrağı ve benden sonra ilk imamdır..."[44]

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem buyurdu ki:

"Ali Aleyhisselam hakkında bana üç şey vahyolmuştur: O Müslümanların seyyidi ve efendisi, muttakilerin imamı ve açık alınlıların rehberidir."[45]

Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Hz. Ali'nin Aleyhisselam elini tutar bir hâlde şöyle buyurdu:

"Bu Ali Aleyhisselam iyilerin imamı ve kötülerin katilidir. Kim ona yardım ederse yardım olunmuş ve kim onu aşağılarsa alçalmıştır."[46]

Ehlisünnet Kanalıyla Nakledilen Hadislerin Değeri :

Şia diğer mezheplerde olduğu gibi dinin usul ve fur'unda kendine has bir takım ilke ve kurallara sahiptir; kendi haklılığını ispatlama noktasında Ehlisünnet kanalıyla nakledilen hadislere gereksinim duymaz. Ehlisünnet'ten hadis nakletmeleri, kendi kaynaklarının yetersizliğinden kaynaklanmıyor; tartışma ve münazara usulünü dikkate aldığından ötürüdür. Çünkü tartışma kurallarından biri karşı tarafın inandığı delilleri kanıt olarak sunmaktır; meseleyi sadece iddia sahibince kabul gören delillerle kanıtlamak yeterli sayılmaz.

Kanıt getirirken iki hususa dikkat edilmelidir:

a) Delil olarak getirilen hadislerin, ravilerince kabul görmesi.

b) Hadisin, o gurubun alimlerinin hepsi tarafından kabulü zorunlu değildir. Çünkü amaç, İmamiyye Şiası ve inançlarını, hasmın kaynaklarında ispat etmek ve ravinin (bazılarınca) sıka ve güvenilir olduğunu hatırlatmaktır.

Her iki fırkanın ittifak ettiği şey şüphesiz münazara makamında delildir. Ancak şunu da bilmek gerekir ki alimlerinin hepsinin nezdinde kabul ve itibar gören rivayet oldukça azdır.

Hak Sahibinin Sözleri :

Nehcü'l-Belâğa'ya bakıldığında, Ali Aleyhisselam'ın hilâfet hadisesinden ve kendi hakkının gaspından etkilendiği görülür. Şimdi bunlardan bazılarına işaret edilecektir:

• Muhaddislerden bir çoğu şöyle nakletmişlerdir: "Ali Aleyhisselam Sakife'den sonra, acı ve üzüntüsünü açığa vurarak kendisine zulüm edildiğini belirtti ve yüzünü Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kabrine doğru çevirerek şöyle buyurdu:

"Nerede Cafer?! Bugün benim için bir Cafer yoktur; Nerede Hamza?! Bugün benim için bir Hamza yoktur."[47]

• Sakife'de Ebu Bekir'le biattan sonra, halk, salı günü onunla biatı yenilediler. Ali Aleyhisselam geldi ve Ebu Bekir'e şöyle hitap etti:

"İşleri bize fasıt ettin ve bizimle meşveret etmedin ve bizim hakkımızı riayet etmedin."[48]

• Sakife'den sonra Ali Aleyhisselam, Allah'a şu şekilde şikayet ediyor:

"Ey Allah'ım! Ben, Kureyş'i ve onlara yardım edenleri sana şikayet ediyorum. Çünkü onlar benimle akrabalık bağını kestiler, bardağımı devirdiler, başkalarından daha layık olduğum bir hak hususunda hepsi benimle çekişti."[49]

• Şıkşıkiye hutbesinde şöyle buyuruyor:

"Allah'a andolsun ki falan kimse (Ebu Bekir), hilâfete göre yerimin değirmen taşının mili gibi olduğunu bildiği hâlde hilâfeti bir gömlek gibi giyindi; hilâfet benim çevremde dönerdi; sel benden akardı; hiçbir kuş uçtuğum yere uçamazdı. Hilâfetle aramda bir perde çektim; onu koltuğumdan silkip attım…"[50]

• Hz. Ali Aleyhisselam Basra'ya doğru hareket etttiğinde şöyle buyurdu:

"Yüce Allah, Elçisini katına aldıktan sonra, Kureyş bizden öne geçti ve insanları layık olduğum haktan mahrum etti. Ama ben buna sabretmeyi Müslümanların bölünmesinden ve kanlarının akmasından daha iyi gördüm. Çünkü halk İslâm'la daha yeni ahitleşmiştiler."[51]

• Ali Aleyhisselam niçin Talha ve Zübeyr'i takip etmiyorsun diyen bir kısım ashabın cevabında şöyle buyurdu:

"Allah'a andolsun! Ben Peygamber'in vefatından şimdiye kadar, kendi hakkımdan mahrum idim."[52]

• Ashaptan bazısı Ali Aleyhisselam'ı "Sen hilâfet konusunda çok hırslısın." diye eleştirince şöyle cevap verdi:

"Allah'a andolsun! Siz hilâfete daha hırslı ve ondan daha uzaksınız; ben hilâfete daha layık ve daha yakınım. Çünkü ben kendi hakkımı talep ediyorum; ama siz benimle hakkım arasına girdiniz ve beni ondan mahrum ettiniz."[53]

Kanıt Olarak Getirilen Hadislerin Ehlisünnet İçin Hüccet Oluşu :

Ehlisünnet kanalıyla nakledilen ve kanıt olarak sunduğumuz hadislerin tümü, iki delilden dolayı, onlar için hüccettir:

1- Bu hadislerin senedi onlara göre sahihtir veya farklı kanallardan nakledilmişlerdir; hadisin farklı kanallardan nakledilmesi onun sağlam ve muteber oluşunu gösterir.

2- Hadislerin Ehlibeyt'in fazilet ve menakıbı hakkında oluşu, bu hadislerin senedinin sağlam ve ravilerin (başka hususlarda olmasa bile bu hususta) sıkı ve güvenilir olduğuna dair bir ipucudur. Çünkü ravinin güvenilir olduğunu anlamanın bir yolu, onun makam ve mal düşkünü olmaması ve hadis nakletmekten korkmamasıdır.

Hadislerin nakledildiği asırda, Ehlibeyt'in, özellikle de Ali Aleyhisselam'ın faziletlerini yaymak en büyük suçlardan biri sayılıyordu. Yalancı bir insan, yalan bir konuyu yaymak için hiçbir zaman kendini tehlikeye atmaz.

Müminlerin Emiri Hz. Ali Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem ve ben zürriyetimiz ile Kevser Havuzu’nun başı ucunda olacağız. Kim bizimle beraber olmak istiyorsa, bizim buyruklarımıza tutunsun ve bizim amelimiz ile hareket etsin. Bizim Ehl-i Beyt’in şefaati vardır ki, hepiniz benimle Kevser Havuzu’nun başı ucunda bizimle beraber olmaya gayret ediniz. Bizler, Kevser Havuzu’ndan düşmanlarımızı kovacak ve dostlarımızı da ondan içireceğiz. Kim o havuzdan bir kere içerse bir daha asla su içmeye ihtiyaç duymayacaktır. Havuzlarımızın içinde cennetin iki suyu vardır: Biri tesnimden, öbürü de tatlı akan sudandır. Havuzun etrafındaki çakılar da yakuttandır. Biz Ehl-i Beyt’in zikri hastalığa, vesveseye, rahatsızlığa, illete ve korkuya karşı şifadır. Bizi sevmek, Rabbinizin rızasını kazanmanız demektir. Bizim emrimizi dinleyen ve yolumuzdan gelen, bizimle beraber Arş’ın gölgeliğinde beraber olacaktır. Bizim emrimizi yürütebilmek için kanını akıtanlar, Allah’ın yolunda kanını akıtanlar gibidir. Kim bize yardımcı olmaktan çekinirse, Kıyamet Günü’nde burun üstü Allah tarafından cehenneme sürüklenecektir. Bizler o kapıyız ki, Kıyamet Günü’nde herkes hangi yoldan gideceğini şaşırdığında ona varılacak olan yeriz. Bizler, selamet ve kurtuluş kapısıyız ki, o İslam’ın kapısıdır.

Kim ondan içeri geçerse kurtulur ve kim ondan vaz geçerse helak olur. Şanı yüce olan Allah bizimle başlattı ve bizimle de bitirecektir. Allah, istediği günahları ve amelleri bizimle bağışlar ve bizimle de sabit kılar. Yağmurlar, ancak bizimle yeryüzüne iner ki, bu sizleri gurura almasın. Sizler, Kıyamet koptuğunda düşmanlarımıza karşı sabretttiğinizden dolayı, hak edeceğiniz makamı bilseydiniz, gözleriniz sevinçten yaşarırdı. Beni kaybettikten sonra öyle dayanılmaz haksızlıklar, zulümler ve Allah’ın emrettiğine karşı asilikler göreceksiniz ki, her an ölmeyi tercih edeceksiniz. O zamanı yaşadığınızda sakın parçalanmayınız ve sımsıkı Allah’ın ipine sarılınız. Sizlere sabır, namaz ve takiyyeye sarılmanızı vasiyet ediyorum. İyi biliniz ki, şanı yüce olan Allah, zayıf ve korkak olan kullarını sevmez., böylece hakkın tarafını ve hak ehlinin velayeti olan velayetimizi terk etmeyiniz. Nitekim her kim bizleri başkalarına değişirse helak olur ve her kim bizi takip ederse, şüphesiz olarak varacağımız yere varır.

Bizim emrimizi takip edenler şüphesiz olarak hakka varır ve bizim yolumuzun dışındakilerini takip edenler batıp yok olacaklardır. Bizi sevenlere, fevc fevc Allah’ın rahmeti ve esenliği vardır ve bizi buğz edenlere de fevc fevc Allah’ın gazabı ve azabı vardır. Bizim yolumuz haktır ve bizim emrimizde de rüşd vardır. Cennet ehli, şiamızın varacakları makamlara, gökte parlayan yıldıza bakıldığı gibi bakacaklardır. Bizlere uyanlar asla delalete varmazlar ve bizi terk edenler de asla hidayete varmazlar. Bize karşı çıkanlara yardımcı olanlar ve bize teslimiyet gösterenlere de yardımcı olmayanlar asla kurtulamayacaklardır. Bizleri, sakın kalıcı olmayan geçici dünya hayatı ve mülkü için terk etmeyiniz. Nitekim bizleri bunun için terk edenler, buna da sahip olamayacaklardır. Bizleri dünyaya karşı terk ettiklerinden dolayı da, dünyadan ayrılmaları onlara o kadar zor ve azim gelecektir.

Bunu şanı yüce olan Allah şöyle buyurdu: ‘Kişi (o günde), Allah’ın tarafına yapmış olduğum kusurdan dolayı yazıklar olsun bana, gerçekten ben alaya alanlardanım’(Zümer 56). İman edenlerin meşalesi, bizim hakkımızı bilmesidir. Körlüğün ve karanlığın en şiddetlisi odur ki, kişi bizim faziletimizi görmez ve hakkımıza karşı nedensiz mücadele etmesidir.

Bizim yaptığımız sadece kişiyi hakka davet etmektir. Başkaları ise kişiyi ancak fitneye davet etmektedirler. İşte bu durum, davetimizi terk edenler için fitneye girmeleri demektir. Bizim hak bayrağımız vardır ki, onun gölgesine gelen kurtulur. Oraya tez gelmek isteyenler de ilimleri ile kurtulmuşlardır. Sizler, dünyayı imar edenlersiniz. Allah, sizlerin yapacağınızı görebilmesi için, sizi dünyada halef olarak bırakmıştır. Allah’ın sizden görmek istediği için ancak yarışın. Sizlere en büyük hüccet yüklenmiştir, onu takip ediniz: ‘Ve yarışarak koşun Rabbinizin yargılamasına ve cennetteki genişliği, göğün ve yeryüzünün genişliği gibidir, hazırlamıştır. Allah’a ve peygamberlerine inananlara: Bu, Allah’ın lütfudur, ihsanıdır, dilediğine verir onu ve Allah pek büyük bir lütuf ve ihsan sahibidir’(Hadid 21). İyi biliniz ki, sizler bu makama ancak takva ile sahip olabilirsiniz. Eğer, Allah’ın emirlerini onlardan almanızı emrettiği kişilerden (Ehl-i Beyt’ten) değil de başkalarından alırsanız, o sizlere her zaman beraber olacak olan şeytanı musallat eder. Nasıl görmez misiniz ki, dininiz mübtela edilir, sizler ise dünyanın gafleti içindesiniz. Zikri yüce olan Allah buyurdu ki: ‘Ve zulmedenlere meyletmeyin, sonra ateşle azaba uğrarsınız ve Allah’tan başka bir dostunuz yoktur, sonra yardım da göremezsiniz’(Hud 113). (el-Meclisi “Bihâr’ül Envâr” C.65, S.61-62; Tefsir-i Fırat bin İbrahim el-Kûfi S.367-368, Hadis No: 499, H.1410, 1. Bas.; eş-Şeyh el-Mahmûdi “Nehc’üs Saade Fi Müstedrek Nehc’ül Belağa” C.3, S.421-426, Hadis No: 112, 1. Baskı, H.1397 Beyrut Bas.; es-Seyyid Murtada el-Abtahi “eş-Şia Fi Ahadis el-Ferikayn” S.267-270, Hadis No: 376; Enis Emir “Kuran’da Ehl-i Beyt” S.243-244)

Müminlerin Emiri Hz. Ali Aleyhisselam ashabından Selman,Mikdat vs. Ashabı ile bulut üzerinde yükseldikten sonra şöyle buyurdu:“Ben Allah’ın yeryüzündeki gözüyüm,ben Allah’ın yaratıkları üzerine onun diliyim,ben Allah’ın sönmeyen nuruyum,ben içinden geçilmesi gereken kapısıyım ve onun yaratıkları üzerine onun hüccetiyim.” (Kaynaklar: el-Meclisi “Bihâr’ül Envâr” C.27, S.34, Müesseset’ül Vefa 1404 H Beyrut Bas. / Seyyid Haşim el-Behrâni “Medinet’ül Meâciz” C.1, S.237-241 Müesseset’ül Alemi Lil Matbûât H.1423 Beyrut Bas./ Mirza Hüseyin en-Nuri et-Tıbrisi “Nefsir Rahman fi Fadail Selman” S.471-476 / Hasan bin Süleyman el-Hilli “el-Muhtadar” S.71-76 Menşurat el-Matbaatil Hayderiyye H.1370 Necef Bas. / Şeyh Ebu Hasan el-Mirandi “Mecma’ün Nureyn” S.216-221 / es-Seyyid Radi el-Musevi el-Müstanbat “el-Katra fi Menâkıb en-Nebi vel-İtra” C.1, S.121-122 Tahran Bas. / Mirza Muhammed Taki “Sahifet’ül Ebrâr” C.2, S.48-50 Dâr’ül Cîl H.1414 Beyrut Bas.)

İmam Caferi Sadık Aleyhisselam ashabından Himran bin Ayan’a şöyle buyurdu: Ey Himran! İmam’ın yanında bütün dünya bütün gökler ve yerler şöyledir: Avucunun içini işaret ederek, her şeyin zahirini, batınını, içini ve dışını kurusunu ve ıslağını çok iyi bilir. Kaynak: Muhtezar s. 143, Bihar-ul Envar c. 25 s. 385

Huseyin bin Hamza babasından şöyle rivayet eder: İmam Ebu Ebdillah Caferi Sadık Aleyhisselama arz ettim: Sana feda olayım yaşım ilerledi, kemiğim zayıfladı ve ecelim yaklaştı bu emrin (zuhur) olmasından önce ölümün beni bulmasından korktum. İmam Aleyhisselam bana şöyle buyurdu: Ya Eba Hamza! Şehidi görmüyor musun? Öldürülmeden şehit sayılmaz. Evet, sana feda olayım diye arz ettim. İmam Aleyhisselam bana şöyle buyurdu: Ya Eba Hamza, kim bize iman etse ve kim hadisimizi tasdik etse ve emrimizi beklese Kaim Aleyhisselamın sancağı altında öldürülmüş gibidir. Hatta! Vallah Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellemin sancağı altında öldürülmüş gibidir. Kaynak: Biharul Envar c.27, s.138

[1]- Mâide, 67.

[2]- Tefsir-i Hibri, s.262.

[3]- Ebu Nuaym İsfahanî, Ma Nezele Mine'l-Kur'ân Fi Ali (a.s).

[4]- İbn Asakir, Tercümetu'l-İmam Ali (a.s), c.2, s.86.

[5]- Mâide, 3

[6]- Hasaisu'l-Vehyi'l-Mübin, s.61-62.

[7]- Tarih-i Bağdat, c.8, s.290.

[8]- Tarih-i Dimişk, Tercüme-i İmam Ali 7, Hadis 575, 578, 585.

[9]- Maaric, 1-3

[10]- el-Keşf ve'l-Beyan, s.234.

[11]- age.

[12]- Feradiu's-Simteyn, c.1, s.82, hadis: 63.

[13]- Sahih-i Buharî, c.35, s.176, Hadis: 4416, Tebük Gazvesi Babı.

[14]- İbn Mace, c.1, s.42.

[15]- Kenzü'l-Ummal, c.6, s.154, Hadis: 2554.

[16]- Kenzü'l-Ummal, hadis: 2554, s.154.

[17]- Yenabiu'l-Mevedde, 17. bab

[18]- Müsned-i Ahmed, c.4, s.438.

[19]- Müsned-i Ahmed, c.5, s.356.

[20]- Müsned-i Ahmed, c.1, s.330-331.

[21]- Sahih-i Tirmizi, c.5, s.632.

[22]- Tarih-i Taberî, c.2, s.319.

[23]- Mu'cemu'l-Kebir, c.6, s.221; Mecmau'z-Zevaid, c.9, s.113.

[24]- Mecmau'z- Zevaid, c.6, s.253,; Muc'emu'l-Kebir, c.4, s.205; Su-yutî, Cem'u'l-Cevami, hadis: 4261.

[25]- Tarih-i İbn Asakir, c.2, s.486; Hilyetu'l-Evliya, c.1, s.63; Şerh-u İbn Ebil-Hadid, c.1, s.450.

[26]- Tarihu'l-Hatip, c.2, s.305; Sıffin vakası, s.145.

[27]- Tarih-i Yakubî, c.2, s.171.

[28]- Tarih-i Yakubî,c.2, s.178.

[29]- Şerh-i İbn Ebi'l-Hadid, c.1, s.281.

[30]- Vakatu Sıffin, s.118; Tarih-i Taberî; Tarih-i İbn Esir, c.3, s.108 vs.

[31]- Menakıb-ı Harezmî, s.125.

[32]- Menakıb-ı Harezmî, s.125.

[33]- Şerh-i Nehci'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, c.1, s.208.

[34]- Müstedrek-i Hakim, c.3, s.172; Zehairu'l-Ukba, s.138; Mecmau'z-Zevaid, c.9, s.146.

[35]- Tarih-i Taberî, c.2, s.329; el-Kamil, c.2, s.52; Tarih-i İbn Kesir, c.8, s.179.

[36]- Tacu'l-Arus, "ve-se-ye" kökü, c.15, s.394.

[37]- Tacu'l-Arus, c.15, s.397.

[38]- Şerh-i İbn Ebi'l-Hadid, c.1, s.143.

[39]- Sahih-i Buharî, c.4, s.347; Kitabu Ahkami'l-Hadis, s.7223.

[40]- Sahih-i Müslim, Nevevi'nin şerhiyle, c.12, s.201, Kitabu'l-Emare, s.202, 203.

[41]- Feraidu's-Simteyn, c.2, s.132, Hadis: 431; Yenabiu'l-Mevedde, c.3, s.281.

[42]- age.

[43]- Kenzü'l-Ummal, c.6, s.156; İbn Asakir, c.3, s.170; Menakıb-ı Harezmî.

[44]- İbn Asakir Tercemetü'l-İmam, c.2, s.189, Hilyetu'l-Evliya, c.1, s.68: Şerh-i İbn Ebi'l-Hadid, c.9, s.168.

[45]- Müstedrek-i Hakim, c.3,s138; el-Mu'cemu'l-Kebir, c.2, s.88; Usdu'l-Gabe, c.1, s.69; Tercemetu'l-İmam, İbn Asakir, c.2, s.257

[46]- el-Müstedrek, c.3, s.129, Tercemetu'l-İmam, İbn Asakir, c.2, s.476...

[47]- Şerh-i Nehcü'l-Belâğa, İbn Ebi'l-Hadid, c.11, s.111.

[48]- Mürucu'z-Zeheb, c.2, s.307.

[49]- İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belâğa Şerhi, Kısa sözler: 217, c.11, s.109.

[50]- Nehcü'l-Belâğa, 3. hutbe; Tezkiretu'l-Havass, s.134; el-Miyar ve'l-Muvazene, Ebu Cafer İskafi.

[51]- İbn Ebi'l-Hadid, Şerh-i Nehcü'l-Belâğa, c.1, s.308.

[52]- Nehcü'l-Belâğa, Hutbe: 6.

[53]- Nehcü'l-Belâğa, Hutbe: 172.

“Vekülle şey’in ahsaynâhu fi İmâmin mubîn” (“Biz her şeyi apaçık bir İmam'da saymışız.”)(Yasin 12. Ayet)

Senetli olarak rivâyet edilen bir hadiste, İmâm Cafer-i Sâdık Aleyhisselam, babaları kanalıyla Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Hz. Ali'ye Aleyhisselam hitaben şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Ya Ali, Âdem yanında Hibetullah, Nûh yanında Sâm, İbrâhim yanında İshâk, Musâ yanında Hârûn ve İsâ yanında Şem'ûn hangi makama sahiplerse, sen de benim ayanımda aynı makama sahipsin; ancak benden sonra Peygamber olmayacaktır!..."

İbn Abbâs, Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle nakletmiştir: "Sizler, Ali Aleyhissalam'ın velâyeti altında olduğunuz müddetçe, asla yolunuzu şaşmaz ve helak olmazsınız! Ama ona muhalefet ederseniz, (farklı) yollar ve nefsânî hevesler sizi yolunuzdan saptırıp şaşkınlığa sürükler! O hâlde Allah'tan korkun; hiç kuşkusuz Allah'ın ahdi, Ali b. Ebî Tâlib'dir!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem : "Ali Aleyhisselam'a düşmanlık besleyen, Allah'a düşmanlık beslemiştir!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, Hz. Ali Aleyhisselam'a hitaben: "Ya Ali, senden öne ancak (hakkın üzerini) örtmeye çalışan kimse, geçmeye çalışır ve senden ancak (hakkın üzerini) örtmeye çalışan geriye kalır. Sen, Allah'ın kulları arasındaki nuru ve hüccetisin; sen Allah'ın düşmanlarına çekilmiş kılıcı ve peygamberlerinin ilimlerinin vârisisin; sen, Allah'ın yüce kelimesi ve en büyük âyetisin. Allah, imanı ancak senin velâyetinle kabul eder." Abdullah İbn Abbâs, Resulullah'tan (s.a.a) nakletmiştir; buyurdu:

"Kim benden sonra Ali'nin Aleyhisselam imâmetini inkâr ederse, benim hayatımda benim nübüvvetimi inkâr eden kimse gibi olur; kim de benim nübüvvetimi inkâr ederse, aziz ve yüce Rabb'inin rubûbiyetini inkâr eden kimse gibi olur."

Ebûzer-i Gıfârî Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Kimseyi, Ali'ye tercih konusu yapmayın ki hakkın üzerini örtenlerden olursunuz!" Kimseyi de ondan üstün saymayın ki gerisin geriye dönenlerden olursunuz!"

Ammar bin Yasir hazretleri dedi ki: Müminlerin Emiri İmam Ali Aleyhisselam ile beraber giderken, karıncalarla dolu bir vadiye vardık. Ben ona: Ey Müminlerin Emiri, Allahın yarattıklarından bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi mevcut olduğunu bilen birini bilir misin? diye sordum. Hz. Ali şöyle cevap buyurdu: Evet, ben bir kişiyi tanırım ki bu karıncaların sayısını, aralarında kaç erkek ve kaç dişi olduklarını bilir. Ben dedim ki: O kişi kimdir? Buyurdu ki: Ey Ammar, Yasin süresindeki (12.Ayet) “Biz, her şeyi apaçık bir imamda saymışız” ayetini okumadın mı? Dedim ki: Evet ey mevlam. Bunun üzerine Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: İşte o apaçık İmam, benim. (Karıncaların sayısını, içlerinde kaç erkek ve kaç dişi olduklarını ben bilirim)

Allah Rasulu Hz.Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Buyurdu: "Ey Ali Aleyhisselam, seni hakkıyla ben ve ALLAH'tan başka kimse tanımadı ve benide senden ve Allah'tan başka kimse tanımadı." (Ed-Deylemi “İrşad’ül Kulub” C.2, S.209)

“De ki: O büyük haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz.” (Sad 67-68)

Ebi Hamzi eş-Şimali’den, Ebi Cafer’ den bir hadiste dedi ki: İmam Ali Aleyhisselam şöyle buyurdu: “Allah’a andolsun ki, Nebe’ül Azim (Büyük olan Haber) benim, Allah’ın benden daha azim haberi ve ayeti yoktur.” (El-Haskani el-Hanefi “Şevahid’üt Tenzil” 2-318)

Muaviye Bin Ammar, İmam Ebi Ebdillah Caferi Sadık Aleyhisselamın şöyle buyurduğunu rivayet eder: (Allahın güzel isimleri vardır O’nu o isimlerle çağırın. Araf-180) bu ayetle ilgili olarak şöyle buyurdu: Vallah güzel isimler biziz Allah Azze ve Celle bizi tanımayan hiçbir kulun amelini kabul etmez. Kaynak: El Kafi c.1, s.143

İmam Ali Bin Ebi Talip Aleyhisselam şöyle buyurdu: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi Vesellemden şöyle işittim buyuruyordu ki: Ben ve İmam Ali Aleyhisselam bu ümmetin iki babasıyız bizim onlara olan hakkımız annelerinin ve babalarının hakkından çok daha büyüktür. Eğer bize itaat etseler onları ateşten cennete doğru kurtarırız ve onları kölelikten alıp hayırlı hürlerin arasına katarız. Kaynak: Biharul Envar c.23, s.259

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi Vesellem şöyle buyurdu: Âdem suyla çamur arasındayken ben nebiydim. Kaynak: Biharul Envar c.16, s.302 İmam Ali Aleyhisselam şöyle buyurdu: Âdem suyla çamur arasındayken ben veliydim. Kaynak: Ehadisi Şerhi Ziyareti Camietul Kebire s.138

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem'den nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir: "…Bilin ki kim Ali'yi severse, beni sevmiştir; kim de beni serverse, Allah ondan razı olur; Allah da bir kimseden razı olursa, onu cennetle mükafatlandırır."

Hâris, Hz. Ali b. Ebî Tâlib'den Aleyhisselam şöyle nakletmiştir: "Kim beni severse, Kıyâmet gününde beni sevdiği şekilde görür; kim de bana düşmanlık beslerse, Kıyâmet gününde beni sevmediği şekide görür!"

Resulullah Sallallalhu Aleyhi ve Alihi ve Sellem : "Bilin ki bir kimse Ali Aleyhisselam'ı severse, Allah onun için (cehennem) ateşinden ve nifaktan kurtuluşu ve Sırât'tan geçiş iznini ve azaptan emânda kalmayı yazar."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki kim Ali Aleyhisselam'ı severse, Kıyâmet günü yüzü on dörtlük ay gibi parladığı hâlde gelir."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki bir kimse Ali Aleyhisselam'ı severse, Arş'ın altından bir melek ona şöyle seslenir: 'Ey Allah'ın kulu, amelini baştan başla; hiç şüphesiz Allah, senin bütün günahlarını bağışladı."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki kim Ali'yi severse, Allah onu bağışlar."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki bir kimse Ali'yi sever ve bu sevgi üzerinde ölürse, melekler onunla müsafaha eder ve Peygamberlerin ruhu onu ziyaret eder!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Kim Ali'yi kalbiyle severse, bu ümmetin sevabının üçte birisini hak eder; kim hem kalbi ve hem de diliyle severse (dilinde ona karşı sevgisini belirtirse), bu ümmetin sevabının üçte ikisini hak eder; kim de hem kalbi, hem dili ve hem de eliyle severse (pratikte bu sevginin gereklerini yerine getirirse), bu ümmetin sevabının hepsini hak etmiş olur! Bilin ki Cebrâîl bana şöyle haber verdi: "Saadetin hepsine o kimse sahip olur ki Ali Aleyhisselam'ı hem hayattayken hem de vefatından sonra sevmiş olsun."

Yahya İbn Abdurrahman-i Ensârî diyor ki Resu-lullah'ın Sallallalhu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurduğunu duydum: "Kim hem hayatında ve hem de vefatından sonra Ali'yi severse, onun için emniyet ve iman yazılır (kaçınılmaz olur)."

İbn Abbâs Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle nakletmiştir: "Ali Aleyhisselam, hüküm vermede ümmetimin en iyisidir. O hâlde kim beni seviyorsa, onu da mutlaka sevsin; zira kul, benim velâyetime ancak Ali Aleyhisselam'ı sevmekle ulaşır."

Selmân ise şöyle rivâyet etmektedir Allah Resulü'nden Sallallalhu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Kişi ancak benim Ehlibeyt'imi benim için severse, iman etmiş sayılır.' Ömer b. Hattap 'Ehlibeyt'i sevmenin alameti nedir?' diye sorduğunda, elini Ali'ye dokundurarak 'İşte budur (bunu sevmektir)!' cevabını verdi."

Yine Selmân-ı Fârisî'den şöyle nakledilmiştir: "Resulullah'ı Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem gördüm ki Ali b. Ebî Tâlib'in bacağına ve göğsüne dokunarak şöyle buyurdu: 'Seni seven, beni sevendir; beni seven ise Allah'ı sevendir; sana düşman olan, bana düşman olmuştur ve bana düşman olan, Allah'a düşman olmuştur!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Şunu bilin ki kim Ali'yi severse, hesaptan, teraziden ve Sırât'tan amânda kalmış olur."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki Ali'yi seven kimse, göklerde ve yerde 'Allah'ın (muhabbetinin) esiri' olarak adlandırılır!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki kim Ali'yi severse, 'Allah'ın yeryüzündeki emini' olarak adlandırılır."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Şunu bilin ki kim Ali'nin sevgisi üzere ölürse, ben cennet konusunda onun için kefilim."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki kim Ali'yi severse, onun için ne bir divan kurulur, nede bir terazi; ona şöyle hitap edilir: "Hesapsız olarak cennete gir!"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Kim Ali'yi severse, muhakkak ki beni sevmiştir ve kim de beni severse, hiç kuşkusuz Allah'ı sevmiştir."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki bir kimse Ali'yi severse, bedenindeki her damarın sayısıca Allah ona bir huri verir; ailesinden seksen kişi hakkında şefaat etme hakkına sahip olur; cennette, bedeninin her kılına karşılık ona bir huri ve bir şehir verilir."

Sadaka b. Musâ, İmâm Musâ Kâzım'dan Aleyhisselam, o da babası İmâm Cafer-i Sâdık'tan Aleyhisselam, o da Câbir b. Abdullah Ensârî'den şöyle nakletmişlerdir: "Benim, ümmetim için, Ali Aleyhisselam konusunda beslediğim umut, aynı 'La İlahe İllallah'a beslediğim umut gibidir."

Ebû Bekr Abdullah b. Abdurrahman diyor ki, Os-man b. Affân'dan duydum; o da diyor ki, Ömer b. Hattâb-'dan duydum; o da diyor ki, Ebû Bekr b. Ebî Kuhâfe'den duydum; o da diyor ki, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem'den duydum ki şöyle buyuruyordu: "Hiç şüphesiz Allah, Ali b. Ebî Tâlib'in yüzünün nurundan bir çok melekler yaratmıştır ki (Allah'ı) tesbih ve takdis ediyorlar ve bunun sevabını, onun ve evlatlarının sevenleri için yazıyorlar."

Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem nakledilen bir hadiste şöyle geçmektedir: "…Bilin ki, kim Ali'yi severse, Allah onu sıddıklar, şehitler ve sâlihlerle birlikte Arş'ının gölgesinde yer verir ve onu Kıyâmet gününün büyük dehşetinden ve korkunç sahnelerinden korumaya alır."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki, kim Ali'yi severse, Allah onun kitabını (amel dosyasını), sağ eline verir ve onu peygamberler gibi sorgular. Bilin ki, kim Ali'yi severse, Kevser'den içmeden, Tûbâ ağacının (meyvesinden) yemeden ve cennetteki yerini görmeden dünyadan çıkmaz…"

İbn Abbâs, Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle nakletmiştir: "Eğer insanlar Ali b. Ebî Tâlib'in sevgisinde birleşselerdi, Allah (cehennem) ateşini yaratmazdı."

Ebû Basîr, İmâm Cafer-i Sâdık'tan Aleyhisselam o da babalarından, onlar da Hz. Ali'den Aleyhisselam Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem kendisine şöyle buyurduğunu nakletmişlerdir: "Ya Ali, ben (Mirac gecesinde) göğe çıkarıldığımda, melekler her gökte beni müjdelerle karşılıyorlardı; bilahare Cebrâîl beni meleklerin bir mahfilinde karşılayarak şöyle dedi: "Eğer ümmetin Ali'nin sevgisi üzerinde birleşselerdi, Allah (azze ve celle), (cehennem) ateşini yaratmazdı…"

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Ali'yi sevmek ibâdettir; Allah onun velâyetini kabul etmeden ve düşmanlarından teberri etmeden hiçbir kulun imanını kabul etmez."

Hasan b. Salih b. Hayy diyor ki, İmâm Muhammed Bâkır'dan Aleyhisselam şöyle duydum: "Ali'yi sevmek ibâdettir ve ibâdetin en hayırlısı başkalarından saklananıdır"

Câbir b. Abdullah-i Ensârî'den şöyle nakledilmiştir: "Bir gün biz, Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem yanındaydık. Bir ara Allah Resulü, yüzünü tam olarak Ali b. Ebî Tâlib'e döndürerek şöyle buyurdu: "Ey Ebe'l-Hasan, seni müjdelememi ister misin?" O da 'Evet ya Resulallah' deyince, şöyle devam ettiler: "İşte bu, Cebrâîl'dir; Allah-u Teâlâ'dan haber veriyor ki senin Şîalarına ve sevenlerine yedi haslet bağışlamıştır: Ölüm anında kendilerine müdara edilecek; korku anında yalnızlıkları giderilecek; zulmet ve karanlık anında, aydınlanacaklar; dehşet anında, emniyete alınacaklar; ameller tartıldığında, kendilerine adaletle davranılacak; Sırât'tan geçiş iznine sahip olacaklar; diğer insanlardan önce cennete girecekler ve onların nuru önlerinde ve sağlarında hareket edecektir."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem : "Müminin sahifesinin (amel defterinin) unvanı, Ali b. Ebî Tâlib Aleyhisselam'ın sevgisidir."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem : "Kim (Allah'ın) sağlam ipine sarılmak isterse, Ali Aleyhisselam ve zürriyetini sevsin."

İmâm Ali Rızâ Aleyhisselam kanalıyla babalarından Resu-lullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Kim kurtuluş gemisine binmeği, 'ürvetü'l-vüskâ'ya (Allah'ın sağlam kulpuna) tutunmayı ve Allah'ın sağlam ipine sarılmayı istiyorsa, benden sonra Ali'yi sevsin; onun düşmanına düşman olsun ve onun evlatlarından olan hidâyet imâmlarına uysun, zira hiç kuşkusuz onlar, benden sonra benim halifelerim, vasîlerim; Allah'ın, halk üzerindeki hüccetleri; ümmetimin efendileri ve takva sahiplerini cennete doğru götüren önderlerdir; onların hizbi, benim hizbim, benim hizbim de Allah'ın hizbidir; onların düşmanlarının hizbi ise Şeytan'ın hizbidir!"

Câbir b. Abdullâh-i Ensârî, Ebûzer'den şöyle nakletmiştir: "Mescitte, Peygamber'in Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem yanında oturuyordum; o sırada Ali Aleyhisselam çıkageldi. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, onun geldiğini görünce, 'Ey Ebâzer, kimdir bu gelen?' diye sordu. Ben 'Ali Aleyhisselam'dır, ya Resulallah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem' dedim. Yine buyurdu: 'Ey Ebâzer, onu seviyor musun?' 'Evet ya Resulallah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem dedim, vallahi onu seviyorum; onu seveni de seviyorum.' Bunun üzerine şöyle buyurdu: 'Ey Ebâzer, Ali'yi sev, onu seveni de sev; zira, hiç şüphesiz, kul ile Allah-u Teâlâ'nın arasındaki (nur) hicabı, Ali b. Ebî Tâlib'in sevgisidir. Ey Ebâzer, ihlas ve samimiyetle Ali'yi sev; çünkü kim Ali'yi ihlasla sever ve Allah-u Teâlâ'dan bir şey isterse, ona istediğini verir ve Allah'ı çağırdığında ona icabet eder.' Dedim ki, 'Ya Resulallah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem, ben Ali b. Ebî Tâlib Aleyhisselam'ın sevgisini, yüreğimde soğuk bir suyun serinliğinin veya arı balının veya okuduğum bir Kur'ân âyetinin (lezzeti) gibi buluyorum; hatta bu, baldan daha lezzetlidir benim yanımda.' Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle buyurdu: 'Şecere-i Tayyibe (temiz ağaç) biziz; ürvetü'l-vüskâ (Allah'ın sağlam kulpu) biziz; bizim sevenlerimiz ise o ağacın yapraklarıdır. O hâlde kim cennete gitmek isterse, o ağacın dallarından birisine tutunsun."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem : "Bilin ki, kim Ali'yi severse, melekler onunla müsafaha eder; Peygamberler onu ziyaret eder ve Allah Subhanallah Teala onun her hacetini yerine getirir."

Abdullah b. Mes'ûd, Resulullah'tan Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem şöyle nakletmiştir: "Gök ehlinden, Ali b. Ebî Tâlib'i ilk kardeş edinen kimse, İsrâfil'dir; sonra Mîkâîl ve sonra da Cebrâîl. Gök ehlinden onu ilk sevenler ise Arş'ı taşıyanlar, sonra cennet meleği Rıdvan, sonra da ölüm meleği (Azrâîl). Hiç şüphesiz, ölüm meleği, Ali b. Ebî Tâlib'in sevenine peygamberlere merhamet ettiği gibi, merhamet eder."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki, kim Ali'yi severse, Allah, ölüm meleğini peygamberlere gönderdiği gibi ona gönderir; Münker ve Nekîr'in dehşetini ondan uzaklaştırır; yüzünü ak eder ve Seyyidü'ş-Şühedâ Hz. Hamza ile birlikte olur."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem: "Bilin ki, kim Ali'yi severse, Allah, ölüm meleğini müdara ve şefkatle ona gönderir; Mün-ker ve Nekîr'in dehşetini ondan uzaklaştırır; kabrini nurlandırır ve yüzünü ak eder."

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Hz. Ali Aleyhisselam'a hitaben: "Ya Ali, hiç şüphesiz, seni sevenler üç yerde sevineceklerdir: Can verdiklerinde; çünkü sen onların yanında hazır olacaksın; kabirlerinde sorgulandıklarında; çünkü sen, onlara (verecekleri cevabı) telkin edeceksin ve Allah'ın huzuruna sunulduklarında; çünkü sen onları tanıtacaksın."

Senetli bir hadiste ise, Resulullah'ın Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem Hz. Ali Aleyhisselam'a hitaben şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Ya Ali, senin kardeşlerin dört yerde sevineceklerdir: Can verdiklerinde; ben ve sen onların şahidi olacağız; mezarlarında sorgulandıklarında; (Allah'a) sunulduklarında ve Sırât'ın yanında."

İmâm Rızâ'nın Aleyhisselam, babaları kanalıyla, Hz. Ali Aleyhisselam'dan şöyle naklettiği rivâyet edilmiştir: "Kim beni severse, ölüm anında beni sevdiği gibi bulur; kim de bana düşmanlık beslerse, ölüm anında beni sevmediği şekilde bulur."

Hâris-i A'ver, Hz. Ali Aleyhisselam'dan şöyle nakletmiştir: "Beni seven her mümin, ölüm anında mutlaka beni, sevdiği gibi görür ve bana düşmanlık besleyen her kul, mutlaka beni, sevmediği şekilde görür…"

Hâris-i Hemedânî diyor ki, Emirü'l-Müminin Ali b. Ebî Tâlib Aleyhisselam'ın huzuruna vardım. İmâm Aleyhisselam bana 'Seni getiren neydi?' diye sorunca, 'Sana olan sevgim ya Emire'l-Müminin' dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ey Hâris, beni seviyor musun?' Arzettim ki 'Evet, vallahi seviyorum ya Emire'l-Müminin!' İmâm Aleyhisselam şöyle devam etti: 'Şunu bil ki (can verirken) ruhun boğazına ulaştığında, beni sevdiğin şekilde göreceksin! Yine (Kevser havuzu başında, bazı) kişileri havuzdan yabancı deveyi sürüden uzaklaştırır gibi uzaklaştırdığımda, beni istediğin gibi göreceksin. Aynı şekilde beni Sırât üzerinden elimde 'Hamd Sancağı'nı tuttuğum hâlde, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem ile birlikte geçtiğimi gördüğünde, sevdiğin gibi beni göreceksin!"

İmâm Cafer-i Sâdık'tan Aleyhisselam şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Ali'nin dostu, üç yerde onu, kendisini sevindirecek şekilde görecektir: Ölüm sırasında, Sırât'tan geçerken ve (Kevser) havuzu başında."

Sedir şöyle rivayet eder: Ebi Cafer İmam Muhammed Bakır Aleyhisselama arz ettim: Sana feda olayım siz kimsiniz? İmam Aleyhisselam şöyle buyurdu: Biz Allahın ilminin hazineleriyiz, biz Allahın vahyinin tercümanlarıyız ve biz göğün altında ve yerin üstünde kim varsa onlara ulaşan huccetleriyiz. Kaynak: El Kâfi c.1, s.192

Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Alihi Vesellem şöyle buyurdu: Allahu Teâlâ diğer nebilerine verdiği bütün özellik ve ayrıcalıkları bana da vermiştir, ancak bana diğer hiç kimseye vermediği şu beş fazileti eta (vermiştir) etmiştir: 1-Ben Allah’ın düşmanlarımın kalplerine saldığı korkuyla onlara galebe edip zafere ulaştım. 2-Toprak benim için secde mahalli ve temizleyici olarak karar kılındı. 3-Bütün kelimeleri ( dinleri ) bir olarak toplamak verilmiştir. 4-Ben ganimetlerle faziletli kılındım. 5-Bana ümmetime şefaat makamı verilmiştir. Kaynak: İsbat-ul Vasiyet s. 115, El-Katra c. 2 s. 95

Rivayetlerde şöyle gelmiştir: Âdem Aleyhisselam, Havvaya baktığında Allah’a şöyle arz etti: Rabbim! O’nu benim akdim altına al. Allahu Teâlâ: Ey Âdem! Mehriyesini verirsen onu sana veririm. Âdem Aleyhisselam arz etti: Rabbim! Bilmiyorum ( mehriyenin ne olduğunu ). Allahu Teâlâ: Ey Âdem! Muhammed ve Ali Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Alihi Veselleme on defa salâvat getir. Âdem Aleyhisselam bunu yapınca Allahu Teâlâ Havvayı onunla evlendirdi. Kaynak: Envar-ul Numaniye c. 1 s. 132, El-Katra c. 2 s. 93

Musa bin Bekr şöyle rivayet etmektedir: Bir grup insanla İmam Caferi Sadık Aleyhisselamın huzurunda idik, orda oturanlardan biri ellerini kaldırarak Allah’tan cenneti istedi. İmam Caferi Sadık Aleyhisselam buyurdular: Sizler şimdi cennettesiniz, Allah’tan sizi o cennetten çıkarmamasını isteyin. Orda hazır olanlar arz ettiler ki: Size kurban olalım, bizler şu anda dünyada yaşamaktayız nasıl cennette olabiliriz ki? İmam Caferi Sadık Aleyhisselam buyurdular: Acaba sizler bizim imametimizi ikrar edip bizleri önderleriniz olarak görüyor musunuz? Arz ettiler: Elbette bu buyurduklarınıza ikrar etmekteyiz. İmam Caferi Sadık Aleyhisselam buyurdular: İşte cennetin manası budur ve buna ikrar eden herkes cennettedir, Allah’tan bu nimeti sizlerden selbetmemesini ve almamasını isteyin. Kaynak: El-Muhasin s. 122, Bihar-ul Envar c. 68 s. 102, El-Katra c. 1 s. 855

14 Masum Aleyhimusselam Eşittir Ve Tek Nurdur :

Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Alihi ve Sellem ..... Imam Ali Murtaza Aleyhisselam ..... Hazreti Fatima-i Zehra Selamullahi Aleyha ..... Imam Hasan al-Mucteba Aleyhisselam

Imam Hüseyin Seyyidi Suheda Aleyhisselam ..... Imam Aliyen Zeynel Abidin Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Bakir Aleyhisselam ..... Imam Cafer Sadik Aleyhisselam

Imam Musa Kazim Aleyhisselam ..... Imam Ali Riza Aleyhisselam ..... Imam Muhammed Taki Aleyhisselam ..... Imam Ali Naki Aleyhisselam ..... Imam Hasan Askeri Aleyhisselam

Imam Mehdi Aleyhisselam.